Gamze Zincir
Tatlı bir tebessüm, tebessümle birlikte adına yaraşırcasına çıkan iki tane gamze ve kırmızılaşan yanaklar. İşte kısaca GAMZE.
Gamze'yi bu sınırlı ortama sığdırmak imkansız. Onu anlamak için iyi tanışmak gerekir. Birinci felsefesi iyi kötü ayrımı yapmaksızın herkesle iyi geçinebilmektir. Bunda ne kadar başardığını anlıyabilmek için etrafınıza bakmak yeterli olacaktır. Öyleki, yanında oturan arkadaşı tenefüse çıktığında Gamze'nin başının devamlı olarak bir inip bir kalktığını belirtmektedir.
Sohbet yapmada üstüne yoktur. Konuşurken öylesine hoş ve akıcı bir dil kullanır ki, konu ne olursa olsun dinlemek istemezseniz bile, belli bir süre geçtikten sonra, kendinizi sohbetin içinde bulursunuz.
Evet, bu kadar övdükten sonra, artık Gamzenin geçmişine yani orta 3'lerde buraya geldiği yıllara dönelim, O zamanlar Gamze masum (!) sakin (!) bir kızdı. Hemen sınıfa alıştı. Bu masumluk ve sakinlik özelliğini yitirip gerçek Gamze yi ortaya çıkardı. Orta 3 ve lise 1'de bazı öğretmenlerin gözü kaçan afacanlığı veli toplantılarında annesine uslu terbiyeli bir kız demelerini sağladı ve böylece o ömründe sayılı olarak aldığı iltifatlarla çok mutlu olup lise 2 de bunun acısını çıkardı. (Dolayısıyla lise 2'de veli toplantısına annesini çağırmadı.)
O seneye aslında gayet iyi başlayan Gamze arka sıralarda oturup, şamataya katılınca işleri bozdu. Öyleki bu durumu düzeltmek için yaz kış çalışan, hakkını arayıp bas bas bağıran, çok çaba gösteren Gamze geçte olsa lise 3'tede aramıza katıldı. Yalnız yine bir arıza oldu, o da Abdurrahman beyin büyük nasihatları sonucunda hazin bir tesadüf Gamzeyi alıştığı "F" sınıfından ayırıp "A" ya yolladı.
Ama Gamze yine eski arkadaşlarından ayrılmadı ve tenefüslerde onlara takılıp onları güzel espirileri ile donattı. Sınırsız espiri anlayışına sahip olan Gamze'nin tavır ve hareketleri onu diğer kızlardan ayıran faktörlerdendir.
"A" Sınıfına geldikten sonra bu sene çok sakin olacağını ifade eden arkadaşımız gerçekten sözünü tutmuş (.) oyleki, bu davranışı arkadaşlarının ona uçaksavar adını takması, Çetin Bey'in ise "yine Eylül, Ekim gezineceksin" lafı ile süslenmiştir.
Aslında Gamze ona niye uçaksavar denildiğini hala anlayamamıştır. Ama bir rivayete göre o, yazılılarda çevresindekilerle tam bir dayanışma içerisindedir. Bu güne kadar yazılılarda düzgün oturduğu görülmemiştir. Periyodik olarak hem arkaya, hem yana, hem önündekilerle, hem de diğer sırayla temas olan Gamzenin bu işi yapabilmek için bir dönerli sistem geliştirdiği düşünülmektedir. (Uçaksavar Bu arada hakkını vermek gerekir ki, o da arkadaşlarına bilgisini verebilmek için canla başla savaşır. Fakat devamlı bilgi aldığından bugüne kadar vermeye vakit bulamamıştır. (Ilerisi için ümitliyiz)
Okuldaki başlıca hobileri arasında kalem silgi kaybetmek gelir. Fakat inanın Gamze her sabah mutlaka bir kalem ile teşrif eder (!) yalnız okuldan kalemsiz döndüğü için akşam evde ders çalışamaz ve bunun içinde ertesi gün yazılıya büyük bir sinir ile girer.
ODTÜ matematiği istemesi arkadaşları arasında büyük tepkilere yol açmış, öyleki, onun ileride matematik öğretmenimiz Mediha Hanımı aratmayacağı düşünülmüştür.
Atatürk'ün yolunda içindeki çoşku ile ilerliyen Gamze'ye hayatı boyunca mutlu olmasını, yanaklarındaki gülücüklerin hiç eksilmemesini dileriz.
Başarılar..