Kemal Erdoğan
Her yönüyle sonradan sulanmaya başlamış bir ağacı andırır. Kemal. Altı sene beklemiş, tüm meyvelerini son senelere saklamıştır. Önce uzamış, sonra biraz daha uzamış ve yine uzamıştır. O uzadıkça mı bizim sevgimiz artmıştır, yoksa bizim sevgimizden mi uzamıştır, bunu bilemeyeceğiz ama Kemal'in uzadıkça azdığı, azdıkça da uzadığı bir gerçektir.
Kemal, masum, sessiz, sıradan bir öğrenci olarak girdiği sınıftan 6 sene sonra pişkin, karakterli ve atak bir insan olarak çıkmıştır. Bu karakter ona fazla geldiğinden çoğunu atar. Aklına gelen eşek şakaları da o kadar çoktur ki, sonunda bunları derlemek ve bir katalog hazırlamak zorunda kalmıştır. Aslında Kemal, esprilerinde aşırıya kaçmaz. Limonatalara (gerçek limon tadı vermek için) limon tuzu karıştırmak, şırıngayla en arka sıradan öğretmen masasını sulamak, 6-F'nin kapısını araklayıp, saklamak, sınıftan, derste ip merdivenle kaçmak buluşlarından yalnız birkaçıdır. Kemal yine de nerede durulacağını bilir, derslerde de gayet iyi durur.
"Kemal hiçbir zaman derslerine çalışmaz..." dense de yalan olur, çünkü çalışır. Ya sabah kahvaltısında, ya otobüste, ya da azgınlıktan fırsat bulduğu bir teneffüste çalışır. Söylentilere göre Kemal bir matematik sınavına 35,5 dakika çalışmıştır. Notları ise oldukça yüksektir. Anlayacağınız Kemal oldukça zekidir.
"Hatasız kul olmaz" sözünü acımadan yalanlamış, ufak tefek kusurlarını da türlü meziyetleri sayesinde gözardı etmeyi başarmıştır. Günün büyük bölümünde ise başında parlak bir ışık halesiyle gezer. Uzun boyunu hiçe sayarak herşeyi alttan alabilmesini bilir. Ama onun da eşref saati vardır ve bu saat arkadaşları sayesinde sık sık çaldırılarak bozuk para gibi harcayarak ne kadar bonkör olduğunu gösterir.
Kemal'in muhabbetinin kızlar tarafından oldukça şirin bulunması hepimizin hayretini (ve kıskançlık duygularını) depreştirir. Anlayacağınız gibi Kemal, kimle nasıl konuşulur, nabza göre şerbet nasıl verilir, çok iyi bilir. Bu arada kızların Kemal'e yönelttikleri ilgide biraz (!) yakışıklı olmasının da etkisi olduğu söylenmektedir. Arka sıra dörtlüsünün değişmez elemanlarından olan Kemal, aklına nereden geldiğini bilmediğimiz bilmece, deyim, atasözü, şarkı, show ve nice orijinalite ile bizi her zaman neşeye boğmasını bilir. Sınıf futbol takımın ara sıra aldığı yenilgilerden sonra başımıza çöken kara bulutları ertesi ders atıp, "Mühim değil, biz bu herifleri nasıl olsa yeneriz bir maç daha alalım" diyebilecek derecede karamsarlığa karşıdır. Söz açılmışken söyleyelim. Kemal futbol konusunda da oldukça yeteneklidir. Maçlarda topu ne bize ne de karşı takıma kaptırır. Sporla olan ilişkisi futbolla sınırlanmamıştır. Basketbolda da oldukça başarılı olmuştur. Ayrı bir branş olarak 15 gün yüzme ile de uğraşmış, sonra 'Bir havuz suyun olduğu yerde ben fazlayım' diyerek kendini uzun eşeğe adamıştır. Kemal uzun eşekte, tek başına karşı takımı yıkan atlayışlarıyla ünlüdür. Oldukça uzağa atlayabilen Kemal, yaygın bir söylentiye göre burnunun yeni şekline biraz uzağa düşen bir atlayıştan sonra kavuşmuştur.
Modayı yakından takip etmese de sınıfta Paris rüzgarları estiren Kemal'in ilk bakıştaki özellikleri Pilot montu, renkli gözlükleri ve başından yaz kış eksik etmediği kasketidir.
İlerde ODTÜ'de görmekten emin olduğumuz arkadaşımıza mutlu ve başarılı bir gelecek diliyoruz.