Tayfun Yöndem
Harbi olup, ciğerimizi yiyen arkadaşlarımızdandır. Yeme işlemini fazla ciddiye aldığından, Orta 1'den bu yana enine boyuna terakki göstermiştir. Sürekli gelişen bir başka özelliği de spora duyduğu büyük ilgi ve sevgidir Bu ilgi o kadar büyüktür ki, onu sahalardan koparımış, tribünlere taşımıştır. Futbol ve basketboldaki büyük yeteneğine rağmen, bu alanda aktif olarak boy göstermeyip, kendini taraftarlık sanatını ilerletmeye adamıştır. Bu özelliği onu, geçen sene yılın taraftarı seçilmesine kadar götürmüştür. Acaip şekilde Eskişehirli'dir. Futbolda Eskişehirspor'un hasta bir taraftarı, hentbolda Kılıçoğlu Toprakspor'un sempatizanıdır. Hatta Eskişehir'den basketbolcu çıkmadığını kabul etmeyip, Efes Pilsen'i de bir Eskişehir takımı olarak tutmaktadır. Genelde Pazartesi günleri acı gündür. Bunu son zamanlarda Eskişehirspor'un başarılı futboluna karşın aldığı kötü sonuçlara bağlayanlar vardır. Ama Tayfun acısını çabucak bağrına sabıp, şeytanın baş yardakçısı arkadaşlarına uyar ve sınıf içi operasyonlarda yerini alır. Pazar günlerini radyodan maçları dinlemeye ayıran Tayfun zamanla mutasyona uğramış, bir gözü kırmızı, bir gözü siyaha bürünmüştür.
En değerli mal varlığı olan ES-ES rozetini yakasından hiç (Hasan Bey'in dersleri hariç) çıkarmadığı gibi, cebinden de iki şeyi eksik etmez; Bunlardan biri liğ fikstürü, diğeri ise saçı ile cebi arasında mekik dokuyan tarağıdır.
Tayfun, okul kurallarına son derece bağlı bir arkadaşımızıdır. Mavi gömlek, lacivert kravat ve gri pantolandan başka yönetmeliklere aykırı birşey giydiği görülmemiştir. Ama yine de, okul tarihine saçlarını kazıttırdıktan bir gün sonra, kontrolde numarası alınan ilk ve tek öğrenci olarak geçmiştir.
En büyük zevklerinden biri de Nurtan'la kâğıt üstünde bıkmadan, usanmadan oynadığı garip oyunlardır. Bu alanda sağladığı ezici üstünlük takdire degerdir. Bununla birlikte Nurtan'ın da hiçbir zaman yılmayıp, devamlı "yemek' ümidiyle Tayfun'a maç teklif etmesi sportmence bir davranış olarak karşılanmakta ve bizlere "yenilen mağlubuyete doymaz" sözünü hatırlatmaktadır. Tayfun da Nurtan'ı kırmayıp ona sürekli yeni şanslar vermektedir.
Bir başka özelliği de sanatsal yetenekleridir. Bale sanatını Seza'ya taş çıkartacak şekilde icra eder. inanılmaz güzellikte sergilediği Kuğu Gölü Balesi, hâlâ belleklerimizden silinmemiştir. Muhteşem ses yapısını bu seneye kadar sadece yaptığı tezahüratlarla bizlere gösteren Tayfun, müzik konusundaki kabiliyetini müzik seçmelisine geçerek perçinlemiştir.
Derslerde diğer arkadaşlarından daha bir başarılı olan Tayfun, zor matematik yazıllarından anlının akı ile çıkmış, diğer yandan kimya öğretmenimizi egzantrik sorularıyla köşeye sıkıştırmıştır Kısacası öğretmenin ağzından çıkanı kapan, ön sıraların kartalları olan dörtlü grubun etkin bir elemanıdır. Öğretmenler Tayfun'u böyle bilirlerdi hâlâ da böyle bilirler, ama işin aslına bakın hele Öğretmenin arkasını dönmesinden fırsat bulup Nurtan'la oyunlar oynayan, Sefa ile tartışıp, Mete ile kapışan Tayfun'u bu güne değin hiçbir öğretmen azarlamadı. Bu diğer arkadaşları arasında kıskançlığa neden olmadı, hiçbir zaman da olmaz!...
Boş zamanlarında, (eğer olmaza sorun değil yaratır) kağıt oynamaya meraklı Tayfun, kısa zamanda king, ve 3-5-8 oyunlarında üstad olmuş ve yenilenlerin sinirlerini bozarcasına oynama isteğiyle dolmuştur.
Bu güne değin çok kızdırdık Tayfun'u. Birçok eğlenceye katıldı, hepisinden onun sayesinde daha fazla zevk aldık. Bir çok tartışmada, kavgada onun olgunluğunu gördük. karakterini tattık. Kısaca Tayfun'la bir bütün olduk 7 yıl boyunca. Bir ömür böyle kalmak dileğiyle...
