Bağım Özkan
"Bu sınıftan nefret ediyorum" diyerek sınıftan kıpkırmızı ve kızmış bir suratla dışarı fırlayan birini görürseniz, bunun Bağım olduğundan kuşkunuz olmasın. Fakat biraz sonra yüzüne tekrar o eski gülümsemesi yerleşiverir. Çünkü sinirlendiğinde atmaya çalıştığı karakterler de bütün çabalarına rağmen bir türlü başarılı olamaz; kendini tutamayıp gülmeye başlamasıyla da ortam birden ısınıverir. Bu yüzden olsa gerek şakalarımıza, esprilerimize kırılsa bile gülerek karşılık vermeyi huy edinmiştir.
Arkadaş canlısı olması ve cana yakınlığıyla, tanıyan herkes sever Bağım'ı, çoğu zaman neşeli, hareketli ve hayat doludur. Çabuk heyecanlanıp, çabuk alındığını da söylemek istiyoruz. Bazen çoşkulu, bazen durgundur. Tezcanlıdır., olaylar karşısında bazen çok soğukkanlı, bazen de alabildiğine telaşlıdır. Kısacası hem, hareketleri, hem de karakteriyle çok değişken bir kızdır. Eee, gençlik!
Dobradır Bağım, açık : sözlüdür; ne düşündüğünü insanın yüzüne açık açık söyler, o kadar tatlı bir söyleyiştir ki bu, kızamazsınız ona. Yapma davranışları olmadığı gibi yapmacıklıktan da hoşlanmaz. Kendine özgü güzel ve değişik fikirleriyle, düşünceleriyle sohbetlere her zaman renk katar.
Güzelliğini de unutmamak gerekir, tabii. Başına pek çok dert açmış olan bu güzelliğini pahalı giyisileri ve parfümleriyle de tamamlamasını iyi bilen Bağım, bu özelliği ile partilerde dikkati çeker. (ÖNEMLİ NOT: Bu arada Bağım'ın evleneceği erkek için oldukça masraflı olacağı duyurulur) Giyeceklerinin temizliğine de ayrı bir özen gösterir, çünkü deterjan sanayimizin güçlü kuruluşu Alo'ya yürekten inanmıştır. Bağım titizdir oldukça titizdir; kendisini ve giyeceklerini mikroplardan uzak tutmaya çalışır.
Derslerle arası her zaman iyi olmuştur. Ama yine de sınavlara girerken heyecandan ölür. Bu arada sıra arkadaşı Seval'in elini sıkarak şekilden şekile sokar. Derslerinin iyi olmasının yanında eğlenmeyi de ihmal etmez; hayattan zevk almasını, yaşamını renklendirmesini bilir.
Bağım için sınıfın kalem deposudur diyebiliriz. Bütün kalemlerini dağıttıktan sonra akşam üzeri bunları birkaç eksiğiyle toplamayı başaran Bağım "bir daha kimseye birşey vermeyeceğine" kendi kendine söz verir, fakat ertesi gün ilk derslerde kalem kutusu yine boşalmıştır.
86 Temmuzunda ehliyet alacağını söylemesine rağmen bunun gerçekleşeceğine bir türlü inanamıyoruz. Çünkü arabalara karşı olan fobisinden dolayı karşıdan karşıya bile ancak uzun bekleyişlerden sonra geçebilir. Hatta kurs çıkışlarında da eve kadar caddelerde Ali'nin kolunu bir türlü bırakmaz.
Burada Bağım ve Seval'in arkadaşlığına değinmeden geçemeyeceğiz. "Gerçek arkadaşlık" dedikleri bu olsa gerek. Birbirlerine kardeşten daha yakındırlar. Orta okul sıralarından bugünlere uzanan köklü arkadaşlıkları eminiz ki uzun yıllar bozulmadan, hatta daha da güçlenerek sürüp gidecektir..
"Sevdiği için sevgisini verir, karşılık beklediği için değil" Yüreği herkese açıktır, yeter ki iyi niyetini sömürmesinler. Bu özelliklerinle her zaman sevilen ve aranılan biri olacağını, seçeceğin meslekte başarı elde edeceğini biliyoruz.
Seninle arkadaşlık etmek, aynı sınıfı paylaşmak zevkliydi. Seni unutmak bizim için zor. Umarız bizi unutmak de senin için zor olur.
Yürek dolusu sevgiler...