Barbaros Kaptan
6 Mat B'de veya yatakhanede Barbaros'u sorsanız kimse kimi kastettiğinizi anlamaz. Onu tanımaları için 'Barbo' diye sormanız lazımdır. Barbo 6. Mat B'nin yıllardır tek yatılısıdır. Yatakhanenin de çok sevilen bir şahsiyetidir. Gerçi Barbo bizi pek sevmez! Senenin başında Abdurrahman Beyle şube değiştirme konusunda çok kavga etmiş.
Tek üzüntümüz onu pek iyi tanıyamamamızdır. Okula pek nadir olarak uğradığından huyunu suyunu pek bilmeyiz. Ama onun bu devamsızlık konusundaki ısrarına da hayranızdır. Geçen senenin başında Barbo'yu Mehmet Sancar'a gösterdiğimizde aldığımız "Yok ya! Bu herif benim öğrencim mi?" cevabı sanırız size Barbo'nun asış periyotlarını açıklar.
Barbaros'u daha çok yatılılar bilir. Öğrendiğimize göre en dip yatağı senenin başında kapan Barbo bu yatağa pek nadir uğrarmış. Uğradığı zamanlar ise sadece, gündüzleriymiş. Onun ilginç özelliklerinden biri de uyandığı tarihte yeniden uyuduğunun görülmeyişidir. Yatılıların tabiriyle tam bir gece kuşudur. Gündüz uyuyup geceleri oturmak, çayını içerken müzik dinlemek kitabını okumak onun en büyük zevklerindendir. Bazı geceler yatakhaneden ayrılan Barbo'nun geç vakitlerde yatakhaneye geldiğinde pencereleri kapı niyetine kullandığı da söylenir. Onun geceyarısı nerede ne yaptığı ise tüm okulda merak konusudur. Fakat Barbo da yaşadığı bu hızlı tempoya dayanmaz. Bu da uzun süreli hastalıklarının sebebi olmuştur.
Barbo'nun derslerle arası çok iyidir. Bu iyiliğin sebebi aralarında en ufak bir ilişki bile bulunmamasıdır. Hatta bazen derslerde yokolur! Yada gece uykusuzluğunu derslerde alır. Karnesi ise bu duruma göre oldukça iyidir. Hiç kırıksız karne getirdiği bile olmuştur.
Barbo'nun pek az uğradığı yerlerden biri de dersahanedir. Ya derse gelirken bir işi çıkar ya da gelmek istese bile yüzü tutmaz. O kadar devamsızlık yapmıştır ki hocalarla karşılaşmaktan utanır.
Utanmak da Barbo'nun iyi huylarından biridir. Başkaları gibi 'aman ne olursa olsun' demez, başkalarının fikirlerine değer verir. İnsanlara saygı duyar, karşılığında da saygı bekler. Bu onun için çok önemlidir.
Okulda Barbo'yu tanımayan hoca pek azdır. O, sessiz sakin, efendi, saygılı ve olgun görünümüyle tanıtmıştır kendisini. Sessiz sakinliğin altında ise kocaman bir espri volkanı vardır. Hiç ummadık bir anda fışkırttığı espirileri hepimizi yerlere yatırır. Bu espirileri biz yapsak öğretmenler bizi keser diye düşünürüz ama bütün öğretmenlerimiz Barbo'nun bu espirilerini hoş karşılar ve güler geçerler (Aslında öğretmenlerin Barbo'yu bu kadar çok sevmesini tüm 6 - B kıskanır).
Okulda kahve kültürü zengin arkadaşlarımızdandır. Pek az bulabildiği boş zamanlarında Barbo vaktini oldukça usta olduğu koz oyunları ve bilardo oynayarak geçirmeyi çok sever. Ayrıca sporu da çok sever. Bu sevgisini de futbol ve masa tenisinde toplamıştır...
Sapsarı saçları, günlerce kesmemesine rağmen belli olmayan sakalları ile oldukça ilgi çeker. Değişik kişiliği ve sevecen kalbiyle hepimiz için iyi bir anı olacak olan Barbaros'a hayatında başarılar dileriz.