Bülent Kantar
Gidip birisine "sınıfımızın en yakışıklı erkeği, en akıllısı, en iyi espri yapanı, en iyi sporcusu, en iyi şöförü kimdir?" diye sorsanız "Bilmem, ama herhalde Bülent değildir" diye cevap verir. Aslında Bülent'i, tek bir sözcük tanıtmaya yeter: Şaban. Her ne kadar bu isim onun ne fizik, ne de kafa yapısını belirtmiyorsa da arkadaşları arasında böyle tanınır. Belki kendine has dalgınlığı nedeniyle konulmuş olabilir. Çünkü arkadaşımız konuşmadığı zamanlarda ya bir matematik, fizik, kimya problemi, ya da son dinlediği bir albümü, yazlıktaki kızları, tatili düşünüyordur.
Orta 3'e kadar ders durumu orta düzeyde olan Bülent, o sene bir atılım yapmış ve Hababam sınıfının İnek Şabanı haline gelmiştir. Fen lisesini kazanıp gitmeyen hiperzekalarından biridir. Ama başarısını bizim okulda sürdürmektedir. Eskiden beri sürdürmekte olduğu test kitabı toplama ve koleksiyonunu genişletme çabalarına son yıllarda büyük bir hız vermiştir. Aslında bu alışkanlık onun sayısal derslerde İnek mertebesine yükselmesinde önemli rol oynamıştır.
Her ne kadar inek olsa da Bülent'in sosyal yönü hiç de zayıf değildir. Her tatil dönüşü anlattığı çapkınlık maceralarına tanık olamadığımız için pek inanmıyoruz. Her halde bütün enerjisini dokuz ay depolayıp üç ay kullanmaktadır. Sınıfımızın eski şöförü, yeni ehliyet sahibi olan Bülent, arabasını pek seyrek kullanarak arkadaşlarını memnun etmektedir. Arabayı aldığı günler ise arkadaşlarına "Buyurun arabaya" dediği zaman "Sağol, ama doktor yürüyüş tavsiye etti." "Perhizdeyim" "Olmaz acelem var" ya da "Ben daha gencim" gibi cevaplar alır. Fakat sakın yanlış anlaşılmasın, şöförlükte Baran'dan aşağı kalır yanı yoktur.
Size ayrıca, Bülent'in asış maceralarından da bahsetmek isterdik. Ama bahsedecek maceraları olmadığı için sadece çok astığını söylemekle yetineceğiz. Çünkü, kendisini kaşarlanmış asıcılardan zanneden Bülent, eğer hocalardan kaçabilirse - ki bu çok zayıf ihtimaldir, genellikle yakalanır - ya kütüphaneye, ya da kahveye gider. Ama ne ders çalışabilir, ne de doğru dürüst oyun oynamasını becerir. Üstüne üstlük "Devamsızlıktan çakıyorum" dediğinde sırtına inen yumuruklara hiç bir anlam veremez.
Bülent, aynı zamanda su sporlarına da meraklıdır. İnatla sürdürmeye çalıştığı su topu sporuna, Üniversite imtihanları nedeniyle bir süre ara vermek zorunda kalmıştır. Eline geçen ilk fırsatta bu spora tekrar başlayacağını ikide bir tekrarlar durur.
Masum ve süzgün bakışlarıyla hepimizin sevgisini kazanan Bülent'e, hayatında ve projelerinde başarılar ve ömür boyu mutluluklar dilerken, banyodan "Evreka" diye bağırarak fırlayacağı günü iple çektiğimizi belirtiriz.