İlker Kızılkaya
- Hey yavrum benim Fener nasıl geydirdi ha! ya da:
- Ah ulan yaktın bizi hakem o penaltı verilmezmiydi?
Ve bu da bir Pazartesi sabahı İlker'in sınıfa girişi Hafta başının en çok konuşulan konularından biri futbol ve bu konuda ençok konuşanlardan biri de İlker'dir. Zira Pazartesi sabahlarındaki psikolojik durumu Fener (Türkiye'nin en köklü ve büyük kulübü) maçlarıyla yakından ilgilidir.
Yıllardır en ön sırayı tavlamış olan arkadaşımız okulun gediklisi olup 7 senesini bu okula vermiştir. Sınıfın minyon efesidir. Bilek güreşlerinin rakipsiz adamıdır (?) Bir köşede sessiz sakin oturan tiplere alerjisi vardır. Attığı taşlarla (Osman!) kafalarla (Bolkar!) hemen herkese zarar vermiştir. Dinazor derisinden olduğu rivayet edilen çantası bir türlü tahrip edilememiştir.
Cumhur'la yıllardır sıra ve silah arkadaşıdır. Onlara karışan ya belasını ya mevlasını bulur. Büyük zevklerinden olan futbol yüzünden zatülcenp'den yeni kurtulmasına rağmen kar, buz demeden top peşinde koşar. En büyük derdiyse gözlüğüdür. Ondan çektiği kadar hiçbir şeyden çekmemiştir. Kimi zaman parçalarını toplamış, kimi zaman kırıklarını yapıştırmıştır. Eskiden tebeşir savaşlarının güçlü elemanı olan bu arkadaşımız bu sıralar cephe bulamadığından olacak sakinleşmiştir. Derslerdeki sessizliğini tenefüslerde bir türlü koruyamaz.
Sosyal derslerin iyi adamı, geleceğin mühendisine (inşallah) hayat boyu başarı ve mutluluklar.
İlker'i anlatmaya ne gerek?
Bu sınıfa kel hafız gerek
Garibim, hiç yiyemedi yemek
Bu ne insafsız sınıf demek gerek.