Şebnem Yıldız
Uzun yıllardır orta sırada görmeye alıştığımız Şebnem son sınıfta mutluluğu duvar kenarında aramaya başlamıştır. Ne yazık ki burada da fizik ve kimya derslerinde çevresinin bitip tükenmek bilmeyen sorularından ve bunları cevaplamaya çalışırken hocalar tarafından azarlanmaktan kurtulamamıştır. Bütün bu soruları tek tek, sabırla cevaplayan arkadaşımız bu sabrını o kısacık saçlarını uzatmakta gösterdiği başarıyla da kanıtlamıştır. Fakat haberalma servisimiz saçlarını uzatmasının asıl nedeninin boynuzlarını kamufle etmek olduğunu ortaya çıkarmıştır. Cenk'in esprileri ve Demir'in soruları yüzünden çoğunu yolduğu saçlarının boynuzlarını saklayamadığı tartışılmaz bir gerçektir.
Sınıfımızın en sosyal kızlarından olan Şebo sınıf toplantılarının tümüne büyük bir zevkle katılmakla kalmamış, hiçbir kız arkadaşımızın (except Aslı) gelmeye cesaret edemediği "Vahşi Eğmir safarilerimiz" de bizi yalnız bırakmayarak bütün erkek arkadaşların takdirini kazanmıştır. Böylelikle " dünya ahiret bacımız " olma hakkını elde etmiştir. Harbikızdır Şebo, dosttur. Onunla yaptığımız acılı sohbetlerin en belirgin konusu engin ve gözalabildiğine uzanan sülalesidir. Öyle ki arkadaşımızın soyağacından bir sınav yapılsa zayıfları kurtardığımız gibi teşekkür bile alırız.
Hayatın hiçbir anlamı kalmadığını, neden kendisini Boğaz Köprüsü'nden atmadığını düşünen hayatı morarmış arkadaşlarına verdiği nasihatler ve uyguladığı espri bombardımanlarıyla ün salmıştır. Şebnem'i büyük bir dikkatle dinleyen ve öğütlerine kulak veren bu arkadaşlar karar değiştirmekte ve kendilerini hemen yakındaki sınıf penceresinden atmayı daha doğru bulmaktadırlar. Yıllar boyu esprili geni, boş konuşmayı yeğleyen genine, belki de gerekli ortamı bulamaması nedeniyle, recessive kalan Şebnem son sınıfta yanına kapağı atan Berk'in çabaları ve Cenk'in pekiştirmesi ile bu üstün yeteneğini sergileme imkanı bulmuştur. Tatilde genişlettiği espri repertuarını okulun ilk günleriyle birlikte bize aktararak kimimizi zevkten mahcı perişan eyleyerek tanjantlarımızı sıfırlamış, kimimizin ise donup kalmasına neden olmuştur.
Homolez grubunun asıl üyelerinden olan Şebo, sınıf çapında başlatılan "Haydi çocuklar yemeğe." Kampanyasının da öncülerindendir. Fitnat teyzenin sandviçlerini çok beğendiğini her fırsatta dile getiren ve bunların tanıtımını bizzat üstlenen arkadaşımız böylelikle ailesine enflasyonu ve hayat pahalılığını en az şekilde hissetirmektedir. Cenk ise ailesinde başlayan geçim sıkıntısı nedeniyle öcünü feci şekilde almış, zaman zaman uyguladığı gıdıklama seanslarıyla Şebnem'i hayattan bezdirmiştir. Sıraya çarpan dirsekleri yüzünden eczacılara bol bol para kazandıran Şebnem, poşet içinde Cenk'e yeni muzırlıklar düşünmektedir.
Bizleri acımasızca terkedip gitmeyi düşündüğü İstanbul'da kimin esprilerine katıla katıla güleceği, kendi dahiyane esprilerini kimin üzerinde deneyeceği ve kimin yemeğini, karşılığında kek getirme hikayesiyle ödünç alacağı merak konusudur. Sınıfımızın bu arkadaş canlısı, sevecen, neşeli fakat 'Nobody is perfect' kuralını doğrulayarak az biraz ukala üyesine Boğaziçindeki deniz manzaralı geleceğinde başarılar dileriz.
Bizi unutma Şebo, çünkü biz seni unutmayacağız.
İlahi sürahi, bu ne biçim tavuk
Fehmi'li dünya alenen mutluluk
İstanbul'a gitme yalnız kalırız
Sonra biz kimi gıdıklarız