6-MAT-D · NO. 2677

E. Göktekin Dinçerler

İnsanların belli tarihlerde belli yerlerde doğmaları gibi banal bir kurala uyan arkadaşımız, 1968 yılında Ankara'da dünyaya gelmiştir. Doğduğunda anne ve babası yine sık rastlanan bir adete uyarak (isim koyma adeti) O'na "Göktekin" ismini vermişlerdi. Bu ismini aramıza katıldığı lise ikinci sınıfa kadar kullanan Göktekin, bu seneden itibaren ismini yalnızca arkadaşlarından (bizlerden) duymuş, öğretmenler ise O'na Gökdemir, Gökdeniz, Ötekin, Gültekin, Gökhan... gibi bilumum isimler yakıştırarak Göktekin ismini ağızlarına almamakta inat etmişlerdir.

Aramıza biraz geç katılmasına rağmen, bizsiz geçen beş yılını iki yıl gibi kısa bir sürede telâfi etmeyi başarmış, kalbimize giden yolun midemizden geçtiğini anlayarak hemen uygulamaya geçmiştir. Yaptığı acılı ciğ köfteler tarafımızdan çok beğenilmiş (!), hemen arkadaş grubumuza dahil edilmiştir.

Yıllarca Gaziantep'te yaşadıktan sonra aramıza katılan Gökdemir'in Antep'teki anıları dinlemekle bitmez. Anılarının bu kadar çok olmasında tekrar tekrar anlatmasının ve aynı olayın değişik varyasyonlarını yinelemesinin etkisi olduğu katiyetle düşünülmemelidir (!). Antep'i bu kadar sevmesine rağmen aramıza Trabzonspor'lu olarak katılmış ve takımını bütün tepki ve baskılara rağmen hâlâ değiştirmemiştir. (Bu kadar uzun süre direnebilmesini CONAN okumayı çok sevmesine bağlıyoruz.

CONAN okumayı çok sevdiğini herkes bildiği halde Gökdeniz bu durumu herkesten saklamaya çalışmakta ve okula kesinlikle kılıç takıp gelmemektedir. Bilâkis giydiği siyah ajan pardesüsüyle, sürekli olarak bir Mafya lideri havasındadır. Gültekin'i bu haliyle gören bazı hazırlık öğrencileri şok geçirdiğinden, okula bu pardesüyü giymesi yasaklanmıştır. Bu günden sonra Gökhan'da ilginç bir hobi kendini göstermiş, siyah Ceymis Bont çantasını yanına almadan sokağa adım atamaz olmuştur. Bu çantada ne sakladığı ise meçhuldür. Güvenilir kaynaklardan aldığımız bilgiye göre bu hobiyle birlikte orjinal bir de fobi ortaya çıkmış, Öztekin samimi bir arkadaşına pardesüyü giymediği zamanlarda aynaya bakınca garip bir şekille karşılaştığını anlatmış, arkadaşı da yandaki resimde de görülen bu şeklin kendisi olduğunu belirtmiştir.

Gökdemir'in bir diğer özelliği de derslerinin fena olmamasıdır. (!) Bazı dersleri (!) 10 olan arkadaşımızın, nasılsa her sene ortalaması da 10 düşmektedir. Bu işteki bit yeniği yukarıda belirttiğimiz "bazı" derslerin onüç - ondört tane kadar olmasıdır. Nitekim karnesinde 9'a uzun araştırmalar Petrol kuyusu ya da altın madeni bulmuş kadar sevinmektedir. Dersler konusunda Öztekin'in yegane üzüntüsü, Üniversite sınavı Başvuru Formu'na not ortalaması 10,00 yerine 9,99 yazmak zorunda kalmasıdır.

Gültekin'in bu başarısı bazı araştırmacıların dikkatini çekmiş, yaşamı belgesel haline getirilmiştir. Bu diziyi seyrettiğimizden başarısını ders çalışırken heavy - metal şarkıları (Mavi Mavi Don't Tülk To Strangers) dinlemesine borçlu olduğunu anlamış bulunuyoruz. Bu çalışmalardan sonra sözlülerde gönüllü olması 43 kişinin (biz) gözünde şirinliğini arttırmışsa da notlarını düşürmüş, sözlülerden 9 almaya başlamıştır.

Her ne kadar Güldemir'le yapılan sohbetlerin konusu ve nasıl sonuçlanacağı belliyse de arkadaşlarımızın konuşmalarından bir kesit sunmayı uygun gördük:

- Göktekin, Deneme Sınavı'nda ne yapmışsın?

- Abi ya, 199 puan almışım. Vaziyet kötü, artık çalışmaya başasam iyi olacak galiba...

Okulumuza avdet ettiği günden beri onur kolunun müdavim üyesi ve başkanı olan GÖKTEKİN'e, gireceğine emin olduğumuz ODTÜ'de ve sonraki yaşamında başarılar dileriz.

E. Göktekin Dinçerler sayfasının taranmış hali