Fatih Erden
"Ya yapmayın abi be. Biz boşuna mı çalıştık? Yazılıyı ertelersek o gün iki yazılı üst üste oluyo"
Bu sözler hemen her yazılı öncesi Fatih'in ağzından çıkar ama çıkar çıkmaz Fatih ile sınıf arasında başlayan kısa ve olgunca bir tartışma sonunda Fatih her zaman olduğu gibi kibarca ikna edilir. Bununla birlikte her imtahan ertesinde yüzünde beliren sinsi gülümseyişler Mert'in gözünden kaçmamış; ancak erteleme heyecanı ile sınıfın fark etmediği bu durum, Fatih'in izlediği aktif politika sayesinde O'nun bir imtihan fanatiği olarak nam salmasını sağlamıştır. Yazılılar ne kadar ertelenirse ertelensin Fatih her zamanki gibi - elinin altına koyduğu yeşil deri parçası sayesinde - on alır. Bu deri parçasının asıl görevi Fatih'in terleyen ellerinin defterlerinin veya yazılı kağıtlarının kirlenmesini, terden hamur haline gelmesini engellemektir. Bununla birlikte biç kimse Fatih'in ellerinin ne gibi nedenlerle terlediğini bilmez.
Arkadaşımızın bu deri parçası kadar bağlı olduğu bir de kalem kutusu vardır. Hiç kimse içi boş olsa bile yanından ayrımadığı bu kutunun sırlarını bugüne kadar öğrenememiştir. Sırasını da çok seven Fatih'i başka bir sırada ya da sıranın sol tarafında otururken görene nadir rastlanır. Böylesine sır ve alışkanlıklarının yanında kendisine sorulan sorulara yanlış ve saçma cevaplar verme özelliği de vardır. Soru sorma gafletinde bulunmuş kişi cevabı alınca önce biraz afallar, sonra da herşeyi anlar çünkü Fatih elinde olmadan sırıtmış ve kendini ele vermiştir. Arkadaşlarına yaptıkları bununla da kalmaz. Durup dururken yarattığı sınavlar, kurduğu komplolar herkese, özellikle Cavit ve Tuna'ya çok şeyler çektirmiştir. Kuvvet sporlarına da meraklı olan Fatih boks, judo ile kle, tekkol, ve bilimum güreş oyunlarını sevmesine rağmen, bunları Tolga veya Ufuk gibi sınıfımızın miniklerine uygulamaya kalkışınca birkaç çürük almaktan da kurtulamaz.
Yumuşak huylu olan bu arkadaşımızın sinirlendiği tek yer yeşil sahalardır (okulumuzdaki durumu düşününce beton sahalar demek daha doğru olur.) Takım arkadaşlarının şahsi oynaması ya da oyunun cıvıması O'nun kendi kendine kırmızı kart göstermesi için yeter sebeptir.
Derslerde boş oturmak yerine açı ölçerini sallamayı, elinde kalem döndürmeyi, ceketinin düğmesiyle oynamayı ya da cetveliyle sıra arkadaşı Cavit'i rahatsız etmeyi tercih eden Fatih'in bu özelliği de derslere ne derece ilgili olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Buna karşılık her dersine düzenli çalışmakta ve böylece kopya ihtiyacını duymamaktadır. Sınıfımızın kopya çekmek ve vermek konusunda en az faal olan öğrencisidir.
Bu arada tevriye sanatında yeni bir çığır açabilecek nitelikte esprileri vardır. Örneğin birisi Fatih'e "bugün sabahtan akşama kadar azdık, öğretmenleri çıldırttık" dese, alacağı cevap, "Yok canım hiç te az değildik. 50 kişi vardık" olacaktır
Fatih'in böyle espriler yaratan pratik zekâsın üniversite hayatı boyunca da aynı şekilde kullanmasını, bütün hayatı boyunca mutlu, başarıl olmasını dileriz.