Hakan Harmankaya
İtalya'da bulunduğu süre zarfında Adriano Calention, Rafella Cara ve Guiseppe Verdi ile birlikte aynı mahallede büyüyen Hakan Harmankaya onlar gibi üne kavuşamayınca Türkiye'ye gelmiş ve önce Eskişehir daha sonra bizim okulda şöhret olma yolları aramıştır.
Lise I'de okulumuza geldikten sonra, nihayet 6 Mat - E sınıfında şahsiyetini bulmuş ve sınıfımızın aranılan bir elemanı olmuştur. Sınıfın arka sıralarından yükselen, ince bir kişnemeyi andıran gülüşü, neşesi, hareketliliğini, yakışıklılığı ve masum görünümüyle unutulmayacak bir kişi olarak aramızda yer almıştır.
Hakan'ın en büyük sorunu, derslere okulun açılmasından 2 - 3 ay sonra ancak ısınabilmesidir. Sene sonuna doğru derslerin farkına varan Hakan kısa süredeki üstün temposuyla 2 senedir, sınıfı direk geçmeyi başarmıştır. Fakat beklenen tempoyu bu sene gösteremeyen arkadaşımız Eylül'e sarkmaya namzet gibidir.
Arkadaşımızın sevilen ve geniş bir arkadaş çevresine sahip olmasına yardımı olan en önemli etkenlerden biride, matematik derslerinde, herkesin ağzının suyunun akmasına sebep olan, içinde en az 20 çift garnitürü bulunan öğlen yiyeceğidir. Bu yemekler günde bir kaç kişinin telef olmasına ve, Ufuk, Kılıç ve Cahit'in aralarında kıyasıya bir kavgaya girişmelerine sebep olmuştur.
Hakan'ın en önemli özelliklerinden birisi de müneccim olmasıdır. Bu özellik sayesinde her sınavda en az bir - iki soruyu tahmin edebilmekte ve bu yolla sınıfın arka bölümünü ihya etmektedir. Müneccimliği işe yaramadığı zamanlarda arka bölümdeki arkadaşlarıyla beraber bilgi koalisyonuna katılmış ve dışişleri sorumluluğunu yüklenmiştir. Bu ortaklığa bilgi temin etmek için büyük bir özveri ile çalışmıştır.
Sohbet etmeyi çok seven arkadaşunızın en büyük sıkıntısı, derslerde Cahit'le beraber oturmasıdır. Çünkü Cahit'le yapılan sohbetlerin tek konusu Malatya ve Malatyaspor'dur. Fakat buna da bulan Hakan sınıfta, sıralar arası mekik dokumuş ve bu yolla sıkıntısını gidermeyi başarmıştır.
Okulumuza ilk geldiğinde "asmak" kelimesinin anlamını dahi bilmeyen Hakan, arkadaşlarının etkisiyle, bütün öğrencilerin baş belası olan Devamsızlık hastalığının virüsüne yakalanmış, bu hastalık karşısında ermiş, tükenmiş, kahvelere düşmüş, maddi durumu bozulmuş hatta Cahit'ten bile borç alma gafletinde bulunmuştur.
Okulda karşı karşıya kaldığı sulu şakalar, içinde su savaşları belkide Hakan'ı denizciliğe iten en büyük etkendir. Koray'la birlikte gitmeyi istedikleri Denizcilik Yüksek Okulundan kaptan olarak mezun olunca ne yapacaklarını ve gemideki iş bölümünü şimdiden ayarlamışlar miçoluk kadrosunu bir çok değerli kişiyle doldurmuşlardır. Gemilerinin ne amaçla kullanılacağıda hala bir merak konusudur.
Kolay kolay unutamayacağımız, bir çoğumuzun lise hayatında önemli bir yer tutan Hakan'ı, gemisinde, kaptan köşkünde zevkli zevkli piposunu tüttüren yakışıklı bir kaptan olarak hayal edip, hatırlamak; orijinal düşünce ve prensipleri doğrultusunda yaşaması, mutlu ve başarılı olması hepimizin en büyük arzusu olacaktır.