Gökhan Eminsoy
-Yavrum, Gökhan, az ye canım!
-Homurghrşt, grunt, grunt...
-Gökhan çatlayacaksın, eve kıtlık girdi, bakkal zengin oldu, yeter!
- Hurg, nolur biraz dahafş, şruulp...
Gövdesiyle paradox teşkil eden ince bir ruha sahip olan Gökhan'ın azıcık abartılmış bir diyaloğunu okudunuz. Annesinin yaptığı yemekleri beğenmesine karşın az bulduğu için kendisi de yemek pişiren Gökhan, ahçılık konusunda iddalıdır. En iyi yaptığı yemek makarna olup spesiyalitesi ise soslardır. Mutfakta (bazı rivayetlere göre banyoda) bulduğu herşeyi karıştırıp yaptığı sosun çok değişik özellikler gösterdiği anlaşılınca tahlil edilmiş, yeni bir element olduğu kanıtlanmış ve Gökhan yum (Gö:128) adı verilip, aktinitler grubuna dahil edilmiştir. "Küçük bir lezzet farkı, küçük bir mutluluktur." Sloganı, Gökhan'ı mutluluğun lezzet farkıyla doğru orantılı olduğu fikrine sevketmiş ve çok mutlu olmak için pastırmalı kadayıf, hamsili puding, çilekli omlet gibi lezzet farkları yaratmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır.
Teknik keşifler konusunda da en az aşçılık kadar başarılıdır. Boş zamanlarında kendi kendine birşeyler yapar. Son olarak kırık bir televizyon anteninin yarısından sağlam bir televizyon anteni, diğer yarısından da masa lambası yapmış ve her ikisini de hizmete koyarak sansasyon yaratmıştır. Düşen uzay mekiğinin bazı parçalarını da Gökhan yapmıştı.
Gökhan'ın hayvan sevgisi de değişik bir boyuttadır. Gözü gibi baktığı balıklarına 6 ayda bir defa bile ışık, yem, hava ve su vermediği halde balıkların yaşamaya ve üremeye devam etmeleri takdire şayandır. Marlow'la da (b kz 186 Nurtan) çok değişik bir dostluk kurmuş ve en iyi arkadaşlarından biri olmuştur.
Herkesin bir ilham perisi vardır. Fakat kuşkusuz bunların en akılsızı Gökhan'ınkidir. Diğer ilham perileri kişiyi şiir yazmaya, beste yapmaya yöneltirken, Gökhan'ınki herhangi bir yerde ve zamanda hiçbir aletin çıkaramayacağı frekanslarda ve ritimlerde sesler çıkarmağa yöneltir. Bunun dışında müzikle ilgisi, seviyeli bir dinleyicilikten ibarettir.
Espri anlayışı kendisine her zaman taraftar toplayabilmiştir. Sinirleri sağlam olanlar için, normalde zararsız olan esprileri ALY ile karşılaşınca (bkınz. 29 Ahmet Levent) aşırılaşır. Karşılıklı yaptıkları latiflerle birer kutba benzerler. Bu nedenle arkadaşları onları birbirlerinden uzak tutarak aralarındaki tropik bölgede rahat ve huzurlu bir hayat sürerler.
Aktif spor ilgisi futbolda yoğunlaşmış, kalecilikte ihtisaslaşmıştır. Bu sanatı icra ederken gol yeme üslubunu Adem'den aldığı anlaşılabilmektedir. Beşiktaşist akımın öncülerindendir. Ancak kendisiyle hemfikir olan taraftar sayısının azlığından yakınır. Derslerle arası her öğrencinin olması gerektiği kadar iyidir. (Beden Eğitimi, Resim, Sağlık, Turizm gibi derslerden 10 alarak teşekküre hak kazanır, ancak bir zayıf getirerek bunu okula hediye eder.)
Elektroniğe ve özellikle müzik aletlerine karşı büyük sevgi ve saygı duyar. Teknik konularla bu kadar ilgili olmasına rağmen tıp öğrenimi görmeyi tercih etmesi, yeni bir suni insan yaratmak istediği söylentilerini çıkartmıştır. (Frankenştayn da böyle doğmuştu).
Arkadaşımıza hayatı boyunca başarılar dileriz.