6-TAB-G · NO. 28

Yakup Kandıraz

Eğer bir tenefüsde bizim sınıfa şöyle bir göz atarsanız neye uğradığınızı anlayamazsınız. Gürültü Patırtının biri biter biri başlar. Sınıfın her köşesinde ayrı bir alem vardır. Biri hariç! Eğer gözünüzü dört açar, sıraların üstünden atlamayı becerebilirseniz sessiz ve sakin bir köşeye ulaşabilirsiniz. O köşe yukarıda resmini gördüğünüz yakışıklı arkadaşımızındır. Yakup köşesini o kadar sever ki "belki yerimi kaparlar" diye tenefüslerde bile dışarı çıkmadığı rivayet edilir. Ciddiliğiyle tanınır. "Arka sıralarda oturanlar haşarı olur" hipotezi Yakup'la tarihe karışmıştır.

Yakup, eskilerin deyimi ile "nev-i şahsına münhasır" bir arkadaşımızdır. Sahip olduğu özellikleriyle onu diğer öğrencilerden kolaylıkla ayırdedebilirsiniz. Mesala mı? Anlatalım...

Tenefüslerde milli konular hakkında konuşmak ve çay içmek başlıca zevkleri arasındadır. Çay içmeye önceleri Necati'yle giden Yakup son zamanlarda hesap ödemekten usanmış olacak ki, farkettirmeden kantinin yolunu tutmayı adet edinmiştir.

Yakup'un en büyük özelliği kitap okumaktır. Okulumuzda ders kitabı dışında en çok kitap okuyan öğrenci Yakup'dur herhalde. Tenefüslerde kimisi koridorlarda, bahçede volta atarken, kimisi anlamsız hareketlerle meşgulken O kitabının sayfalarına bırakıverir kendini. Bazen o kadar dalar ki arkadaşlarının "Yakup, hoca geldi" uyarısıyla elinde kitabı ile ayağa kalkar, kitabı ile oturur. Cümlesini tamamlar ve istemeye istemeye, samimi bir dosttan ayrılırmışçasına üzgün bir şekilde kitabını sıranın altına koyar ve zili bekler. Yakup'un kitap sevgisi gerçekten fazladır. Hatta yatılı arkadaşları "BİYOLOJİ" imtihanının olduğu zaman bile "ne pahasına olursa olsun" deyip kitap okuduğunu rivayet ediyorlar. Edebiyata karşı büyük ilgisi vardır. Yazar ve şairleri eleştirme konusunda ihtisas sahibi olan Yakup, Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç'un eserlerini okumaktan büyük zevk duyar. Genel kültürü oldukça geniş olan Yakup'la tarih ve Dünya olayları konusunda uzun uzun sohbet edilebilir.

Yakup'un bir diğer özelliği de mütevazi oluşudur. Bazı arkadaşları Yakup'a "Niye bu kadar fazla okuyorsun?" dedikleri zaman, O çok mütevazi bir şekilde "Benim okuduğum neki... siz hiç okuyan görmemişsiniz." diye cevap verir. Arkadaşları herhalde çok okuyan görmemiş olacaklar, şaşkınlıkla yanından ayrılırlar.

Yakup okulumuzun ender yatılılarındandır. Çünkü 7 sene başa baş, dişe diş bir mücadele vermiş ve kazasız belasız (!) yatılılığın sonuna ulaşmıştır. Bu kadar fazla yatılı kalması sonucunda yatılılığa iyice alışmış olmalıki sık sık yatılılığın propagandasını bile yapmaya başlamıştır (!)

Yakup için "nev-i şahsına münhasır" demiştik. Gerçektende öyledir. Mehmet Akif'in dediği gibi "Sözüm odun gibi olsunda doğru olsun tek" düsturunu benimsemiştir. Haksızlığa asla tahammül edemeyen bir arkadaşımızdır. Yanlışı asla görmemezlikten gelmez. Herşeyin, herkesin kendisi gibi olmasını ister. Ama ne yapsın ki etrafındakileri gördükçe acı acı tebessüm eder ve "Birgün elbet bir gün elbet..." diye mırıldanır.

Genç doktor adayımıza huzur dolu bir ömür dilerken, hasretini, çilesini çektiği ve "elbet birgün" diye beklediği günün yakın olmasını dileriz.

Yakup Kandıraz sayfasının taranmış hali