Birol Zaimoğlu
"Bir varmış bir yokmuş, Anadolu Lisesinde sabahın erken saatlerinde bütün öğrenciler okula gelirken yatakta sabah keyfi yapmayı seven biri yaşarmış. Adı Birol olan bu öğrenci, kat muavini Çetin Bey'in her sabah kızıp bağırmasına aldırmadan, İlk dersin son dakikasında okula gelmeyi adet haline getirmişmiş.
Birolla başa çıkamayacağını anlayan Çetin Bey, hiç değilse onunla ilişkisini en aza indirmek için aylık geç kağıtları çıkarmaya başlamış. Daha sonra ne olmuşsa olmuş, Birol okula erken gelmeye başlamış. Arkadaşlarının hayret dolu bakışları içinde sabahları onlar sınıfa girdiğinde orada oturur olurmuş. Fakat, kaderi onu yine yalnız bırakmamış, Birol bu seferde ilk derste yazılı olan günler geç gelmeye başlamış...
Andersen'den Uyarlanmıştır)
Evet, bizim için Birolun okula geç gelmesi hala bir masal gibi. Şuna inanıyoruzki, Bir insan okula bu kadar geç kalmaz. Eğer geç kalmaktan dolayı konmuş herhangi bir ödül veya ceza olsaydı (Çetin Bey'in bakışları hariç) eminiz Birol bunların hiçbirini kaçırmazdı.
Birol, okula erken geldiği yada sadece geldiği günlerde oldukça iyilik sever tatlı dilli, güleryüzlü biri olarak dikkat çeker. Birol arkadaşlarına çok önem verir ve onları derslerinden bile (!) üstün tutar. İnsanlarla oldukça çabuk iletişim kurabildiğinden bu sene sınıfımıza gelen Gamze ile hemen yakın bir arkadaşlık kurmuştur. O, tüm takılmaları önemsememiş, çok sevdiği arkadaşlarını sadece dişlerini ellerine vermekle yetinmiştir (Buf, tamamf, dofluduf.) Birol, yinede arkadaşları arasında bir ayırım yapmaz. Hepsini döver, pardon hepsini
sever. Arkadaşları için canını bile verir. Ama yazılılarda verme işleminin ters çalışması için elinden geleni yapar.
Futbol oynamayı sever. Birol öğle tatillerinde boş derslerde tenefüslerde hep top oynamaktadır. Fırsat bulursa dolu derslerde de oynar. Bunun sonucu olarak da sabahları temiz, pak bir öğrenci gibi gelen Birol okul dönüşlerini kan revan içinde ve sürünerek yapmayı yeğlemektedir.
Feci şekilde Galatasarylı olan arkadaşımız, sınıfta azınlık olmasına rağmen konuşma yeteneği sayesinde bir çok zaman ezilmekten kurtulur. Bu konuşma yeteneğini sadece sporla sınırlandırmayan Birol, politika ve ekonomi konularında da başarılı olarak, geleceğin müstakbel politikacısını, oynamaktadır.
Sınıfın sessiz sakin insanlarından biri gibi görünen arkadaşımız, politik ve ekonomik tartışmalarda birden bire değişir; O sessiz sakin adam gider, yerine son derece bilgili ve atak bir hatip çıkar. Bu yüzden büyük korkumuz Birol'un ileride bir politikacı olup o aydın (!) fikirlerini ortaya koymasıdır.
Genel kültürü gerçekten iyi olan Birol, bu engin yeteneğini çoğrafya, Tarih gibi derslerde kullanırken, Matematik ve Kimya gibi derslerde arkadaşlarının bilgilerine güvenmektedir.
Arkadaşımız sadece geç kalma değil, okula gelmeme sınırını çoktan aşmıştır. Böylece ikinci dönemde sınıf demirbaş listesine de geçmiştir.
işte Birol, böyle bir insandır. Herkesi sever herkesde onu sever. Kimseyi kırmaktan hoşlanmaz. Kimseylede küs kalmak istemez. Üzüldüğünü hissettiği birinden hemen özür diler. Sınıfın prehistorik çağda olduğu hatırlandığında Birol'un ne kadar kibar ve centilmen olduğu bir kez daha ortaya çıkar.
Bu kibar, zeki ve (!) arkadaşımıza diğecek son bir şey kaldı.
"Başarılar Birol, bizi hiç unutma çünkü biz seni hep seni hatırlayacağız."