6-MAT-A · NO. 1602

Caner Çınar

Caner okulumuza teşrif ettiğinden beri Anadolu Lisesi'nin bütün çehresi değişmiş, asık yüzlü okul Caner'in arkadaşlarına tam bir neşe kaynağı olmuştur. Baküs'ün okulumuz temsilcisi sayabileceğimiz arkadaşımızı, Kazanacakis'in günbatımında deniz kıyısında sirtaki oynayan "Zorba" tipinde canlandırdığı yaşam sevgisi dolu insanların en güzel örneğidir. En sevimsiz durumlarda bile gülünecek bir şey bulabilen Caner, kara mizahın acı - tatlı dünya görüşünü her sözünde yansıtır, fakat kesinlikle karamsar değildir. Yalnız biraz kuşkucudur ve insanları sevse de körü körüne inanmayı sevmez. Alabildiğine dürüst olduğundan alaylannda bazen kırıcı olabilir. ve kara kaplı defterine bir kez girene yaşamı zehir eder.

İnce fiziğinden dolayı onu "karamülsel sepeti" sananların akibeti "parçalanmış karamülsel sepetine" dönerek olmuştur. Anlaşılacağı üzerine oldukça güçlüdür. Bunda Hakan'la beraber "Body Building Center" a gitmesinin de büyük payı vardır. Gerek kişiliği, gerek sözü geçen fiziğiyle yakışıklı bir arkadaşımız olan Caner, bir çok kızın rüyalarını süslemiştir. Bazen sadece rüyalarını süslemeklede yetinmemiştir (!) öte yandan son derece "ajanvarı" ve "yuva yapan" öğütleri vardır.

Cancer gerçekten ilgi duyduğu herşeyi çok iyi becerir. Bu yüzden her türlü spor dalında başarılıdır. Her türlü eğlence oyununda "KURT'' bir oyuncudur. Ne yazık ki, bu ilgisini derslerine fazla yöneltmemeyi yeğlemiş

ve okulumuzun en iyi öğrencilerinden olabilecekken kanaatkâr bir öğrenci olmayı seçmiştir. Yine de Matematik ve Fer derslerindeki, üstün yeteneği öğretmenleri ve arkadaşları tarafından kabul edilmiştir. Caner tehlikeyi ve heyecanı seven bir arkadaşımız olduğu için şimdiye kadar hiçbir zaman altta kalmamıştır. (Zeytinyağı misali) Onun ilginç bir özelliği de sınıfa yöneltilen suçlamalardan gocunup (.) sürekli üstüne alınmasıdır. Ani çıkışlarıyla öğretmenlerini knock - out etmektedir.

Saat 9:10 I. dersin bitmesine 5 dakika var, dışarı baktığımızda hemen gözümüze ilişir Caner. (okul 8:30 da başlarken o ancak kahvaltıya başlıyordu herhalde.) Hala okula girmeye inat edercesine iki ileri bir geri aheste aheste geliyor. Ceketsiz olarak blue - jeanle, okula yaraşır (!) bir kıyafetle elini kolunu sallaya sallaya sonunda 9:20 de okulun kapısından içeri girer ve felaket çanları çalmaya başlamıştır onun için tabii bizim için de.

Gerek okul içi gerek okul dışındaki bütün partilere katılma alışkanlığı edinmiştir. Özellikle vakko Roma'da düzenlenenleri hiç kaçırmamıştır. Partilerden gücünü son haddine kadar harcamış ve bitkin olarak çıkar. Anlıyacağınız bütün kurtlarını döker.

Caner okul içindeki sosyal etkinliklerde son derece aktiftir. Birara okul basketbol takımında oynamış, yoğun bacak krampları nedeniyle çok sevdiği bu spordan ayrılmak zorunda kalmıştır. O sene okulumuzun Türkiye şampiyonu olmuştur. okul korosundaki başarılı bas - baritonluğu da çok uzun süreli olmamış, öğle tenefüslerini başka amaçlarla değerlendirmeye başlayınca okul korosundan da ayrılmıştır. Basketbolle ilgisini tek pota (!) maçları üzerinde yoğunlaştıran Caner, müzikle ilgisini kesmemiş ve çok iyi gitar çalmakla birlikte bunu kabul etmemeyi alışkanlık haline getirmiştir. Yüzmeyi çok seven bir arkadaşımız olsa gerek kış ortasında iddea üzerine İstanbul'da denize girmeyi başarmıştır.

Üniversite sınavında nereyi kazanırsa kazansın mesleğinde son derece başarılı olacağını bildiğimizden, ona yalnızca mutlu bir yaşam diliyoruz.

Caner Çınar sayfasının taranmış hali