6-MAT-A · NO. 582

İlker Elyorgun

Yüzündeki parlak ifadeden de anlaşılacağı gibi daima enerjik ve etrafta birşeylerin peşinde koşan İlker, muzip tavrını her zaman büyük bir başarıyla muhafaza etmiştir. Bu özelliği de onun, sınıfın kapıya en yakın sıralarını işgal eden dörtlünün her türlü eğlencesinin organize edilmesinde en büyük rolü oynamasını sağlamıştır. Vakitli vakitsiz ama özellikle derslerde yaptığı sinsi şakaları yüzünden grupta meydana gelen kaynaşmalar, en sonunda öğretmenlerin, dersi sınıfla değil bu dörtlüyle işlemesine yol açmıştır. Doğal olarak da bu güzel hizmeti tenefüslerde diğer üçü tarafından ödüllendirilmiştir.

İlker'in günlük hayatta göze çarpan en büyük özelliği gayet düzenli olmasıdır. Bunun yanında özellikle mutfaktaki mahareti, bütün kız arkadaşlarımıza parmak ısırtacak türdendir. Bu yüzden İlker'in evde kalmayacağına garanti gözüyle bakılmaktadır. Bilhassa 190'c da kızarttığı pateteslerin nefaseti grup içinde de konuşma konusudur.

Önceleri Cin Ali'nin maceralarını büyük bir heyecanla okuyan İlker, daha sonra kendini 2. Dünya Savaşının entrikaları ve çağımızın büyük devlet adamlarının özel yaşamları konusundaki kitaplar arasında bulmuştur. Bunları da bir bir devirerek, bu konularda tartışmasız otorite haline gelmiştir.

Eline geçirdiği kitapları genellikle öğle yemeklerinde nefis patateslerini ve hamburgerini yerken okumayı tercih eden İlker'in sürati de övülmeye layıktır. Gereğinden fazla patates kızarttığı zaman büyük bir kitabı bir öğle yemeğinde bitirdiği, karnının şiştiği gözlenmiştir.

Arkadaşımızın bir diğer özelliği de her konuda zor beğenen bir kimse olmasıdır. Bu yüzdendir ki, bir konuşma esnasında sarfettiğiniz kelimelere ve öne sürdüğünüz fikirlere dikkat etmezseniz İlker'le muhabbet edebilmeniz kesinlikle mümkün olmaz, çünkü kafasındaki sayısız negatifliklerden uygun olanını hemen yapıştırarak hevesinizi kursağınızda bırakır. Her yerde ve her şeyde bir kötü yan bulduğu için de; en büyük arzusunun uçsuz bucaksız pasifikte bir mercan adasında her türlü dertten uzak bir şekilde yaşam sürmek olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

"Hi", "hi", "Sunson" gibi sizin için anlamsız olabilecek kelimeler aslında İlker'in kıvrak zekasının ürünü olup, derslerde türettiği özel anlamlı kelimelerdir. Nitekim, arkadaşımız el şakası yapmadığı, veya insanı çıldırtacak derecede şiddetli ve acımasızca arka arkaya sorduğu anlamsız ve saçma sorularından sıkıldığı anlarda böyle kelimeler üreterek dörtlünün, özellikle dersi dinler gibi görünen Zeki'nin sözde dinlemesini sabote eder. Okul derslerinde ilgisini tarih ve matematik üzerinde yoğunlaştırmıştır. Arkadaşımızın, bir tarih kitabı olmamasına rağmen yazılılardan 7 den aşağıya düşmemiştir. Bunun da sebebinin eskiden zevk olsun diye okuduğu tarih ansiklopedileri olduğu sanılmaktadır.

Futbol maçlarında kalecilik mevkiinde gösterdiği ürkütücü başarıyı (zaman zaman kendisine takılınsada) arkadaşımız bileğinin hakkıyla kazanmıştır. Baler'le birlikte benimsediği "maç asma dersane as" parolası doğrultusunda hareket ederek, Ankara'daki basket bol maçlarının "k" sı durumuna gelmiştir.

Herşeyin güzelinden haz duyan arkadaşımıza, kendi ölçülerinde güzel bir yaşam dileğiyle... BU GÜZEL GÜNLERİ UNUTMA...

İlker Elyorgun sayfasının taranmış hali