Nurtan Meral
Tarih dersindeyiz. Herhangi bir defterin arka sayfasına değişik model bir arabanın son rötüşlarını yapan biri var: Nurtan. Defter ve kitapların arasına burasına çizdiği, yüzyılımızın çok ilerisinde olan projelerle dünyamızın çehresini değiştirmeye kararlı olan Nurtan bu emelleri gerçekleştirmek için, mimar olmak ister. Projeleri günümüzde ancak ruh hastalarının tedavisinde kullanılmakla beraber, ileride büyük değer kazanacaklarına güvenimiz sonsuzdur. Bunları çağımıza adapte etmeye çalışan Gökhan'ı (No: 128) devamlı terslemiş ve kendi zararına sonuçlanan birtakım olayların çıkmasına neden
Dış görünüşüne rağmen şansı hep iri yarı arkadaşlardan açılmıştır. Ortaokuldan beri yanında oturanlar genelde cüsse bakımından onun iki katıdır. Son sınıfta, Kaan'ın biyoloji sınıfına geçmesiyle yine geleneği bozmamış, fakat istediği cüssede adamı sınıfta bulamadığı için, Tayfun'la oturmaya başlamıştır.
Nurtan öteden beri (amiral battı gibi) kağıtta oynanan zeka oyunlarına ilgi duymuştur. Derslerde çizmekten arta kalan zamanını Tayfun'la oynadıkları ucubik bir oyunla geçirir. Bu alandaki sportmence mücadelesi takdire değerdir.
Önden ikinci sırada oturmasına rağmen, hiçbir hoca onun ilgisini derse tam anlamıyla çekmeyi başaramamıştır. Her ne kadar derslerle arası pek iyi değilse de, zaman zaman hocalarla ilginç diyaloglar kurabilmektedir. Nöbetçiliğinde tahtayı silerken, Mediha Hanım'ın beğenmeyip "Nurtan sen evde çay yapar mısın? Senin çayın içilmez" şeklinde alakaya çay demleyebilcek bir espri, Nurtan'ı beklenmedik ölçüde etkilemiş ve bu olaydan sonra, tahta silenlerin çaylarının kalitesi hakkında yorumlar yapmağa başlamıştır.
Modern dünyanın en büyük nimetlerinden biri olan bilgisayarı sınıfımıza tanıtan değerli arkadaşlarımızdandır. Bilgisayar sevgisini kalbinin tâ derinliklerinde duymuş ve bu sevgiyi arkadaşlarına aşılamakta gecikmemiştir. Nitekim arkadaşları Nurtan'a ve bilgisayarına karşı büyük sevgi ve ilgi duymuşlardır. Ancak bu sevginin bilgisayar oyunlarından kaynaklandığı asla düşünülmemelidir.
Nurtan'ın bilgisayarı kadar sevdiği köpeğinin adı Marlow'dur. Zaman zaman yaptığı soğuk esprilerine ancak, bir kutup köpeği olan Marlow'un dayanabileceği aşikardır.
En çok ilgilendiği konulardan biri de spordur. Fenerbahçe'li olmasına rağmen son yıllarda yanına hiç Fener'li (Kaan hariç) oturmamış, ancak o anti-Fenerliler'le iyi geçinmesini bilmiştir. Atkısı ve başlığıyla Fenerbahçe propogandası yapmayı inatla sürdürür. Taraftarlığının yanı sıra futbol oynmağa da çalışır. Şahsi oynamaz ancak pas da vermez. Topu taça, auta ya da kornere atmayı tercih eder. Böyle olmasının nedenleri ise kötü hava, tesis yokluğu, yamuk top, kör talih, vb. dir.
En iyi yaptığı işlerden biri ise tembelliktir. Çok güzel boş durur ve yan gelip yatar. Nurtan'ı nasıl bıraktıysanız, dört ay sonra yine öyle bulabilirsiniz. Sınıfın not ortalaması en yüksek bölümünde, Tayfun, Safa ve Mete'nin arasında onların notlarını sınıf ortalamasına yaklaştırmak için elinden geleni yapar.
Çizgisine çok güvenen arkadaşımızın, gelecekte yetenekli (!) bir mimar olmasını diler, sevcenliğini, dostluğunu ve esprilerini hayat boyu muhafaza etmesini temenni ederiz.