6-MAT-A · NO. 409

Zeki Ertem

— Zeki! Zeki! Zeki!

- Sen bilirsin.

- A.. n! Ne vuruyorsun be.

Bu sesler, sınıfın kapıya en yakın sıralarını işgal eden dörtlüden gelmektedir. Önceleri dalgınlığından cevap vermediği sanılan arkadaşımızın, aslında gıcıklık olsun diye bu şekilde davrandığı dörtlünün diğer elemanları tarafından sınama yanılma yoluyla ortaya çıkarılmıştır. Bunun üzerine her defasında yediği üç darbeye rağmen bu tavrında hala neden ısrar ettiği bir türlü anlaşılamamıştır. Yumuşak başlı bir çocuk olduğundan dolayı da kendisine yapılanlara karşı bir harekette bulunduğu vaki değildir. Arkadaşlarıyla olan bu mücadelesi sırasında Zeki'nin hocaların ağzından çıkan her kelimeyi havada kaptığı diğerlerinin de gözünden kaçmayıp daha da sinirlenmelerine yol açması sınıfın olağan olayları arasındadır. Karşılaştığı her durumda 190'C'deki patatesler gibi kızarması hem etrafındakilerin eğlence kaynağı olmasına, hem de sıkıcı ders saatlerinde uyuklamakta olan sınıfın birdenbire uykudan uyanarak dikkatlerini Zeki üzerinde yoğunlaştırmalarına neden olmaktadır. Çok ince vücudu Zeki'nin boyunu olduğundan uzun göstermekle birlikte her türlü spor için elverişlidir. Özellikle futbol oynarken uzun bacaklarını çok iyi kullanır. Futbol merakını ve bu konudaki bilgisini çeşitli çevrelerdeki tartışmalarda göstermek zevk duyduğu konulardan birisidir. Puan durumunu ve takımların durumlarını yakından izlemesi onun yalnız futbol değil basketbol konusunda da girdiği iddiaları kaybetmemesinde en büyük etkendir. Koyu bir Beşiktaş taraftarı olmasının sonucu "geçen senelerde F şubesinin tek kartalı iken, bu sene gel- diği A şubesinde iki kartal daha bularak mutlu bir aile hayatı yaşamaya başlamıştır" şeklinde esprilere maruz kalmaktadır. Zeki'nin vücudunun çeşitli yerlerindeki kas ve kemiklerini adeta bir dansöz kıvraklığı ve zarifliğiyle ecşiş bücüş şekillere sokması en ciddi anlarda bile havanın cıvımasına, dudaklarda tebessümlerin belirmesine sebep olmaktadır. Basketbolda da bu özelliğinden yararlanarak büyük başarı kazanmıştır. En zor ve imkansız pozisyonları değerlendirmesi, nasıl yaptığı konusunda arkadaşlarına büyük şaşkınlıklar yaşatmaktadır. Arkadaşımızın dersane yaşantısını da herkes çok ilginç bulur. Kızılay dersanesinin yalnızca kayıtlarında adı geçen Zeki, ilk dönem dersaneye pek uğramayıp vaktinin büyük bir kısmını SPOR'la geçirmiştir. Ama bu, testlerdeki başarısına hiçbir zaman gölge düşürmemiştir. Okulda öğretmenlerle arasının daima iyi olması Zeki'nin derslerine çalışan bir öğrenci olduğunu göstermez, aksine bütün lise hayatının süresince birçokları gibi "5'ten şaşma 6'yı aşma" parolasını benimseyen arkadaşımızın bir saat için bile olsa ders başına oturduğu görülmemiştir. Hemen kızardığı için kopya çekme şansına da sahip olmayan Zeki'nin zeki bir çocuk olduğu böylelikle kanıtlanmaktadır. Bu kıymetli arkadaşımızın kitap okumaktan da sırası gelmişken hoşlanmadığını belirtmekte fayda var, başladığı kitapları da bitirme alışkanlığı kazanmadığından olacak başladığı bir işi sonuçlarda da şimdiye kadar ne yazıkki rastlanmamıştır. Ayrıca Zeki, içindeki engin Allah inancından dolayı bugüne kadar günah bile işleyememiştir.! Buna rağmen 5. sınıfta dinden ikmale kalması gerçekten şaşırtıcıdır. Gözüyle görsün görmesin herkesin inandığı birçok şeye inanmamak gibi bir huyu olan arkadaşımızın bu dünyada ne gibi bir amaçla yaşadığını anlamak da çok güçtür. Herşeye rağmen neşeli ve hayat dolu Zeki'ye bundan sonraki hayatında da lise yıllarındaki gibi sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileriz.

Zeki Ertem sayfasının taranmış hali