Sevil Sümer
"Ben mi? Evet
Bir gün çıkıp gideceğim kapıları, evleri, dergileri, hüzünleri bırakarak..."
Sen mi? Hayır, Bizimle kalmak zorundasın. Neden mi? İşte nedenini anlatacağız şimdi.
Gideceğim dediğine bakmayın gerçekte dost yapısı, içten davranışları, cana yakınlığıyla, sınıfın en kalıcı insanlarındandır Sevil.
En büyük zevkleri küçük zevklerdir. Küçük pastalar, küçük şiirler, küçük kediler, büyük sevgiler ve müzik, şarkılar onun hayatında önemli bir yer tutar. Ne mutlu bizlere ki (!) sırf dinlemekten değil, söylemekten de çok hoşlanır. Kimi zaman isteklerini şarkılarla anlatmayı tercih eder. "I don't care what you say anymore, this is my life" dizelerini sık sık tekrar etmesine rağmen insanları takmamak gibi bir eğilim göstermez. Sevil için insanlar ve insan sevgisi çok önemlidir ve bu sevgiyi bizimle paylaşmaktan mutluluk duyar.
Paylaşma ve yardım etme özelliklerini sınavlarda da sürdürerek ilgi ve sempatimizi kazanmıştır. Gerçi bütün sınavlar ona göre çok kötü geçer. "Ya çocuklar, bu sefer inanın, gerçekten çok kötü" sözleri klasikler arasına girmiştir. Ancak notlar okunup astronomik rakamları öğrendiğinde şaklara girerek etrafındakilerden özür dilediği bile olur. Sevil'in hafife alınmaması gereken bu başarısını zekasına, genel kültürüne ve biraz da döktürme yeteneğine bağlamak gereklidir.
Değer verdiği ancak kendisinden biraz uzakta olan iki önemli insan vardır: Billy Joel ve Al Pacino
Yine değer verdiği hem de bu kez yanıbaşında olan bir insan da Gülsun'dur. Yaygın bir söylentiye göre Tanrı kullarına kader ve geleceklerini dağıtırken yanlışlıkla Sevil ve Gülsun'a aynı gelecek ve kaderi vermiştir. Bir elmanın iki yarısı gibi olan Sevil ve Gülsun genellikle tam bir elma olarak gezmeyi tercih etmektedirler. Hatta bir gün ikisi de fazlacak sıkıldıklarından otobüse atlayıp Bursa'ya gitmişler ancak geride bıraktıkları insanların perişanlığını ve okulla ilgili küçük sorumluluklarını hatırlayıp kısa sürede geri dönmüşlerdir.
Kimi zaman, özellikle bahar geldikten sonra çeşitli hayaller kuran Sevil, bu hayallerini arkadaşlarına anlatarak onları bunalıma sürükler. Sınavlar arasında tutup doğadan, sessizlikten söz eden birinin fazla sakin dinlenmesi beklenemez zaten. "Çekip gitme" isteklerinin belirdiği bu anlar genellikle kısa sürer ve Sevil ortamın yeni güzelliklerini keşfederek hayallerinden sıyrılır.
En büyük sorunlarından biri üniversite için bir türlü karar verememiş olmasıdır. Bu nedenle bazen ikinci sınavla aynı gün olan doğumgününde sınavı boşverip, güzel bir parti verme planları yapar. (O gün biz biraz meşgulüz ama birşeyler düşünürüz...) Diğer bir sorunu ise sevmediği gözlüğü ve bir türlü alışamadığı lensleridir. Görüş alanı içine girmediğiniz sürece de almadığı ve vermediği selamlardan sorumlu değildir.
İşte Sevil, böylesine içten ve alabildiğine sevgi dolu olduğun için seni bırakmayacağız, Şarkılar, sevgiler, idealler ve çılgınlıklarla dolu yaşamının her anın hayallerindeki kadar doğal ve olabildiği kadar mutlu geçmesi dileğiyle.