Ayşe Ergin
1968 yılının sıcak bir Ağustos sabahında, Glasgow'da, çığlık çığlığa hayata başlayan Ayşe, doğduğu gün başında bulunan simsiyah saçlarıyla tüm İngilizler'i hayrete düşürmüş ve 1589 kişilik hastahane personelini başına toplayarak bütün dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Bu simsiyah saçları nedeniyle Ayşe bir ara kendisini yanlışlıkla Hint'li bir annenin yatağına koyan hemşireyi knock-out ederek daha ilk günlerde Türk gücünü dünyaya ispat etmiş ve ancak annesinin yanına konunca yatıştırılabilmiştir. Doğrusu, Ayşe'mizin yanımızda olmasını, bu hayatının düzelmesine borçluyuz desek yalan olmaz.
18 yıldır neler oldu neler... Ayşe büyüdü, okulumuzun giriş sınavlarını kazandı bir süre burada okuduktan sonra, Bahrain'den gelen teklifleri değerlendirmek üzere bu küçük adayı ziyaret etti. Ayşe, tekliflerden memnun kalmış olacak ki, yaklaşık iki yıl orada kaldı ve Bahrain sosyetesinin (•) gülü olarak değişik bir hayat sürdü. Ama bize de yazık, biz de Ayşe'yi özlemiştik ve iki yıl süren bir ayrılıktan sonra Bahrain - Türkiye ilişkilerinin bozulması pahasına onu tekrar Türkiye'ye transfer ettik. Bir bakıma gelmesi Bahrain için, özellikle Bahrain'in kurbağaları için iyi oldu, çünkü orada bulunduğu sürece, laboratuvarda Ayşe'yi gören kurbağalar saklanacak delik arayarak okulu birbirine katıyordu. Ama gene de Ayşe'nin orada ilerlettiği Arapçasının bir kanıtı olan bildiği tek kelime "Yallah" bu tatlı arkadaşımızın yanına kâr kaldı,
Sınıfımızın güzide kızlarından olan arkadaşımız, gerek insanları sevindirmekten, gerekse iyilik yapmaktan hoşlandığını belli eden kişiliğiyle, hepimizin takdir ve beğenisini toplamıştır. Basketbol takımın- da olan arkadaşlarına arada bir taşıdığı meyvalarla Türk basketboluna katkıda bulunmuş ve aç kalmıştır. Karamsar olduğu veya birşeye üzüldüğü zaman "yüzünden düşen bin parça" deyimine çok uygun olan Ayşe'mizi hiçbirşey neşelendiremez, ama neşeli olduğu zaman, içten gülüşleriyle hepimizin kalbini fetheder. Ayşe, insanları sevme politikasıyla birlikte kimseden nefret etmeme özelliğine sahip oluşuyla kırıcı tartışmalara da girmemeğe özen gösterir.
Saçlarından çektiği kadar hiçbirşeyden çekmeyen Ayşe, sene boyunca bu halinden şikayet ' etmiş ve kendisine uzun saçın mı yoksa kısa saçın mı yakıştığı konusunda geçirdiği uzun tereddüt devrelerinden sonra kendini bir berberin ellerine teslim ederek kirpi modelini benimsemek zorunda bırakılmıştır.
Ayşe'nin bilgisayara duyduğu büyük ilgi, yapma teşebbüslerinde bulunduğu fakat, ancak "minik" kardeşinin yardımlarıyla yapabildiği programlardan anlaşılabilir. Bu programların yapılması sırasında bilgisayarına sinirlenen Ayşe, evdeki birkaç joy stick'in dünya değiştirmesine neden olmuştur.
Gülmeyi, bilgisayarları, yakışıklı pop şarkıcı ve topluluklarını, naneli çıkartmaları, yapılacak başka hiçbirşey olmadığı zaman ders çalışmayı ve çevresindeki bütün insanları çok seven Ayşe'yi, biz de ileride bu özellikleriyle hatırlayacağız.
Elektrik, computer mühendisliği çok sevdiği konularda öğrenim görmeyi düşünen Ayşe'ye, hayat boyu mutluluklar ve başarılar dileriz. İnadı sayesinde eminiz ki, her istediğini yapacak ve bunları yaparken hep gülüyor olacak.