Çiğdem Çintan
6 Mat B'nin yeni elemanlarından olan Ciğdem arkadaşımız, sınıfımızın en sevimli simalarındandır. Yeşil gözleriyle tatlı sözleri birleşince şarkılarda anlatılanlara döner. Müziğe olan ilgisi ne yazık ki bazı arkadaşlarıyla aralarında tartışmalara yol açmakta, ama o yine de Simon Le Bon'un tümüyle kendisine ait olduğunu sonuna dek savunmaktadır.
Eğitim ve öğretim yıllarının lise kısmını ön saflarda geçiren Çiğdem, zaman zaman Don Kişot vari bir şekilde tebeşir tozlarıyla savaşır. Öğretmen masasıyla karşılıklı sırasında elinde hazır bir tükenmez kalemle derse başlar. Derslerdeki en büyük zevki resimlerdir. Onu bir resme dalgın dalgın bakarken yakalamak mümkündür. Resim ya İstanbul manzarasıdır, ya da bir Antalya hatırası. Özellikle Antalya Karpuzkaldıran kampında geçirdiği güzel günlerin anıları sene içinde Çiğdem'e moral kaynağı olur. Özellikle mahallede zaman zaman gördüğü, ona kampı hatırlatan seraplar zihnini derslerde de meşgul eder.
Sevgili Çiğdem, hem ismindeki "Ç" harflerinin fazlalığı hem de doğululara özgü, nazik, anlayışlı tavırlarıyla "Çing Çong" lakabıyla da tanınır. Onu hiçbir zaman bağırıp çağırırken görmezsiniz. Kızdığında kendi kendine içerler, alınganlaşır. Fakat onun öyle kırk yıl oturup, konuşmadan durabileceğini sanmayın; kısa süren bir karamsarlık devresinden sonra eski neşesine hemen kavuşur. Zaten kimse de onu kırmayı istemez. Kendisinin de başkalarını kırmak istemediği ancak istemeyerek birini kırsa bile ardından günlerce pişmanlık duyduğu bilinir. Her zaman arkadaşlarına uyum sağlamayı beceren Çiğdem, biz arkadaşları tarafından çok sevilir.
Çiğdem'in arkadşlığa ne kadar önem verdiğinden sözetmeden geçemeyiz. Dost canlısı olduğunun göstergesi arkadaşlarına kola ısmarlamasıdır. Kendisi otlakçılık yapanlara katılmamaya çalışır. Kimi zaman da kantine geldiği arkadaşını kaybederek başkalarına takılır.
Saçlarından sonra en çok üzülüp sıkıldığı konu rüzgarlı havalardır. Hele de lenslerini takmışsa. Singer süpürge yapımcılarını çatlatacak derecede güçlü emici lensleri dershane ile okul arasındaki tüm tozlarla samimidir. Kokuya karşı çok hassas olan "Çing Çong" 'Alain Delon" parfümünün hayranıdır.
Tatlı Çiğdem'in sessiz görünümüyle günlük yaşamdaki hareketliliği tezat oluşturmaktadır. Tiyatroya hem oyuncu, hem seyirci olarak düşkünlüğü uçaklar hakkındaki derin bilgisi, Kızılay'daki pastaneler, Gırgır'dan son havadisler, maçlar zaman zaman sıra arkadaşı Sibel'le gittiği sinemalar hayranı olduğu canlı müzikler, Üniversitedeki arkadaşlarıyla girdiği anatomi dersleri arkadaşımızın ne kadar faal (!) olduğunu az çok kanıtlamaktadır.
Tüm bunların yanında derslerini de ihmal etmeyen Çiğdem, her sene alçak gönüllülükle "Matematik" diye inlemeyi alışkanlık haline getirmiş, ancak aldığı teşekkürlerle arkadaşlarını da rahatlatmıştır.
Sevgili Çiğdem, seni asla unutmayacağız. Gülen gözlerin, sevgi dolu yüreğinle tüm güzellikler seninle olsun! Nice mutlu ve Boğaziçi'li yıllar dileğiyle...