Demet Şenyay
Sene 986.Mat - D'de olağan bir dersin son 40 dakikasına girilmiş. Herkes teneffüsün yaklaşmasının verdiği rahatlık ve mahmurlukla uyukluyor. Objektifi duvvar kenarında arkadan üçüncü sıraya netleştiriyoruz. Sırayı değil oğlum, sırada oturanları çekeceksin! Yok, yok onu da değil, şu pırasa püskülü saçlıyı. Hıh! İşte Demek! Parmağını huşu içinde sırada bulunduğunu varsaydığı, kırmızı, sırıtan bir kurukafa şeklindeki düğmeye basıyor. Veee... Buuummm! O da ne? İşte başardı! Hocayı havaya uçurdu! Aman hocam, dikkat edin; kanatlarınız burnuma giriyor.
İşte böyledir Demet. Kendini ilme, fenne adamıştır. Boş durmayı hiç sevmez. Bir dersin temposu çok mu yavaş? Demet bunu fırsat bilir, hemen Eczacılık, orhun Yazarları ya da imzarografi konularındaki son ürünlerini toplum hizmetine açmak üzere sırayı donatmaya başlar. Zaten Demet'le sırası, özellikle şu son yıl, ayrılmaz bir bütün olmuştur. Varını, yoğunu sırasıyla paylaşır Demet. Tabii herşey karşılıklı. Lise hayatının şu son yılında Demet ne öğrendiyse sırasından öğrenmiştir. Eh, bunca ilgiye, şefkate karşı sırası bildiklerini kendisine saklayıp, nankörlük edecek değildi ya!
Üff, hay aksi! İşte yine espri yaptı. Yani, paylaşmak iyi dediysek, aklına gelen herşeyi söyle demedik ya. Bak, yine beş kişi telef oldu. Gerçi, pek güvenilir olmayan kaynaklara göre, zaman zaman bu kötü şeylere gülenler bile oluyormuş ama, sinirlenmemek için "rivayettir" diyor, inanmıyoruz. Değil mi efendim, olacak şey var, olmayacak şey var...
Meselâ, güne hiç geceyarısı duşla başlanır mı? Tatlı yedikten sonra üstüne turşu suyu içilir mi? Bütün akşam dünya nimetlerine dalınıp, sabaha karşı Kimya ödevi yapılır mı? Eğer söz konusu kişi Demet, hele hele ZID'lar ise, neden olmasın? İnsan vaktinin minimumunu uykuya, maksimumunu da eğlen... öhöm, pardon, çalışmaya ayırmayı göze aldıktan sonra hiçbirşey imkansız değildir.
Peki, diyeceksiniz, nedir bu kızın hayattan beklentisi? Öyle ya, herkesin bir amacı, bir hedefi var. Demet'in de en büyük ideali otarşik yaşantıya kavuşmaktır. Bu yolda yaptığı çalışmalarda, portakalın üç boy büyüğü nesneye düşkün bazı kişilerin karanlık yönlerini aydınlatmayı da yan hedef olarak saptamıştır. İşin tekniğini iyi öğrenmek amacıyla vaktinin bir kısmını ODTÜ spor salonunda, Adanalı hocasının verdiği portakal mühendisliği derslerinde geçirmektedir. İstikrarlı çalışmalarından mutlak başarı bekliyoruz. Zaten azmin elinden ne kurtulmuş?
Sak üstünde damdağan, Demet turufu çok sever. Bu da Demet'in en takdire değer özelliklerinden biridir. Eğlence ve Spor Bakanlığı görevini üstlendiği ZÖPDEN partisinin canavar üyeleriyle düzenledikleri toplu turuf (en bi kral pasto) ayinleri çok ilgi ve kilo çekmektedir. Bunca yemeğe rağmen Demet'in hâlâ nasıl 130 kiloda kalmayı başardığı ise devlet sırrı gibi saklanmaktadır.
Aslında Demet'in kendisini de devlet sırrı gibi saklamak gerek. Önümüzdeki sene ilk denemesi gariban Amerikalılar üzerinde yapılacak bu silahın Amerika dönüşü işletmelerde kullanılacağı tahmin edilmektedir.
Eh ne diyelim? Hayatta başarılar.