Acun Güneş
- Ya Acun niye okula geç kaldın?
- Abi sorma servisi kaçırdık.
- Niye ya no'ldu ki?
- Duraktakilerin adiliği, Biz orada Fenerbahçe maçını konuşurken servis gelip gitmiş. Kimse haber vermedi. Zaten ne kadar morton varsa bizim serviste ("Uçan Kaz") adlı çizgi filmi seyredenler mortonun ne olduğunu gayet iyi bilirler.
- Sen hâlâ daha servisle gidip geliyorsun diymi Acun, yani sen de o servistekilerdensin.
– Hırr...
Bu dalgın arkadaşımız abartmalarıyla da ün salmıştır. 19 Mayıs stadındaki Fenerbahçe maçını izleyenlerin 10 milyon 100 binden fazla olduğunu, Fenerbahçenin en az 500 gol kaçırdığını, buluşmalarımızda bir dakika erken gelip üçyüzbin saattir beklediğini söylemeden edemez.
Otobüste giderken veya bir parkta, lokantada otururken yüksek sesle konuşan birini duyarsanız, bu kişinin Acun olma ihtimali oldukça yüksektir. Böyle alçak sesle (!) konuşmasının sebebi yaptığımız derin araştırmalar suncunda hala daha anlaşılamamışsa da, etrafında bulunan diğer kişilerin sorunu kökünden halletmek istemeleri üzerine başına birçok dert açılmıştır. Örneğin, bir gün işkembecide aramızda çorbanın pek güzel olmadığını tartıştığımız bir sırada Acun da fikrini ortaya atmış, değil garsonun dışarıdan geçenlerin bile duyabileceği bir sesle çorbanın tatsızlığını açıkca beyan etmiştir. Acun'un kendisine göre normal olan bu sesi garson tarafından pek hoş karşılanmamış ve canını zor kurtarmıştır. Onun bu ince sesinin (!) diğer bir sakıncası da yazılılarda sözlü kopya çekmemesi ve derslerde aniden öğretmenlerin sert bakışlarıyla muhatap olmasıdır.
Okulumuzun en zeki, en başarılı, en iyi, en dikkatli briççisi olmamakla birlikte fanatik bir Fenerbahçe taraftarıdır. 3 kör deyip, altı batmasıyla briç tarihine geçmiştir. Aslar ve papazlarla aldığı eller sayesinde aslında batması imkansız olan oyunları çıkartarak, "Ya çocuklar, ben bu oyunu biliyorum" diyebilmektedir.
Ayaklı Bilboard olduğunu kendine özgü alçak gönüllülüğü ile kabul eden Acun'a göre Bilboard'ın değişmez bir numarası "Hotel California"dır. Onun bu şarkıya olan hayranlığının defterlerinin üstünde görmek mümkündür. Son yıllarda Scorpions'a doğru bir yönelim gösteren Acun, Scorpions'un solistinin kadın olduğunu uzun süre iddia etmiş, ancak resmini gördükten sonra ikna olmuştur.
Acun'un spora olan ilgisi buz pateni dalında filizlenmiştir. Sınıfımızda en iyi buz pateni yapan kişidir (sınıfta başka buz pateni yapan yoktur).
Çok sevgili komodor marka bilgisayarını aldığı gün bozma başarısını gösteren bu arkadışımız, tamirinden sonra bilgisayarını umuma açmıştır. Bu yüzden evi sık sık arkadaşları tarafından doldurulmuş, kendisine pek oynama fırsatı kalmadığından dolayı, hala daha bilgisayarın nasıl kullanılacağını tam manasıyla keşfedememiştir.
Aslında oldukça zeki olan Acun kapasitesinin cuzi bir kısmını kullanmakta, fakat bu bile ona yetmektedir. Lise I'e kadar sınıfımızın alışık olmadığı sessiz bir tip rolünü oynayan Acun, Lise I'den sonra çevresinin de etkisiyle birden modifikasyona uğramış ve yaptığı esprilerle, birden bire ortaya attığı çoğu zaman anlamsız, arada sırada olsa da anlamlı fikirleriyle sessiz ve sakin geçen 4 yılın acısını çıkarmıştır.
Acunsuz bir sınıf, Acunsuz bir arkadaş toplantısı, kısacası Acunsuz bir ortam düşünmek gerçekten imkansızdır. Dileğimiz hayatımız boyunca Acun gibi arkadaşlara rastlayabilmek ve onlarla beraber olabilmektir. Her zaman tebessüm eden yüzünün Üniversite sınavlarından sonra kahkahalarla güldüğünü görmek, bizim için gerçek mutluluk olacaktır.
Hayatın boyunca ve ODTÜ Makina'da başarılar.