İpek Aksaray
Ufak tefek sıska mı sıska (!) yanları kısa, arka ve önleri uzun saçlı bir kız. Nerden, nasıl başlasak anlatmaya?
İpek, orta - 3'de sınıfımıza ilk geldiğinde kendini sessiz sakin biri olarak gösterdi. Ancak bundan bir sene sonra arkadaşımızın hiçte öyle olmadığı anlaşıldı. İpek'in ne olduğu ortaya çıkınca tüm sınıfı pencere kenarından duvardaki köşeye kadar uyanan bir korku ve dehşet dalgası sardı.
İpek her ne kadar inkar etse de kendini insanlığa adamış bir insandır; kimse onun kadar insanları çok sevemez. Ancak kişiliğinin en güzel yanı insanlarla olan ilişkilerini çok iyi bir mantık çerçevesi içinde yürütmesi, her zaman düşmanca değil dostça yaşam felsefesi herkesi kendine hayran bırakmıştır. Bu yüzden henüz boşluklarını dolduramayan bazı insanlar onun davranışlarını örnek alarak kendilerini doldurmaya çalışmaktadırlar. Bu yüzden sınıfa girdiğinizde birden fazla İpek'le karşılaşabilirsiniz.
İpek sabahtan akşama kadar birşeyler yediği halde 51 kilonun üstüne çıkmayı hiç başaramamıştır. Genellikle 48 kilo civarında dolaşmıştır. Günde ortalama 4-5 elma yiyen İpek birgün de 10 elma yiyerek sınıf çapında rekor kırmıştır. Elmaya olan sevgisi yüzünden çekirdeklerini bile yer. Bu arada herkesin yediği sıradan şeylerden bıkıp kalem uçlarını yemeye başlamıştır. Araştırmaları sonucu en güzel iki üç çeşidini bulmuş ancak 0,5 kokulu uçların mı yoksa 0,9 kırmızı uçların mı daha iyi olduğuna bir türlü karar verememiştir.
İyiliksever İpek arkadaşlarının istediği tüm yemekleri üşenmeden ve yemeklerin yol açabileceği sorunları hiç düşünmeden hazırlayıp okula getirmiştir. Ancak birgün getirdiği sarımsaklı karnıbahar kızartması bütün cam kenarı sırasının boşaltılmasına ve okuldan kaçma oranının yükselmesine yol aç- mıştır. Aldığı eleştiriler bu huyunun gerilmesine neden olmuştur.
Hafta sonlarını Özgün'le işkembe çorbası içerek değerlendiren İpek'in en belirgin tutkusu müziktir. Okulumuza geldiği yıl koroya transfer olan arkadaşımızın koroya girmesinde çeşitli karışıklıklar olduğu söylenmektedir. Rivayete göre müzik öğretmenimiz İpek'in "size tek başıma, hem de bağıra bağıra şarkı söylerim" şantajına dayanamayarak yumuşakça ikna olup onu koroya almıştır. İpek'ten kurtulmak için koroyu Polonya'ya götüren öğretmenimiz tüm çabalarına rağmen İpek'i Avrupa'da bırakmayı başaramamıştır. Birgün bunların sonucu olarak İpek başımıza assolist kesilmiş, türküleri, reklam müzikleri söyleyerek herkesi çileden çıkarmıştır. Aynı zamanda pis bir metalci olan ve sınıfta da metali yayan İpek, bunca olumlu davranışının bir kalemde silinip Pelin tarafından anti - sosyal damgasını yemesine neden olmuştur.
Bir özelliğide kadının gözüne çok inanmasıdır. Bunu tahammül edemediği bazı menfi cins-i latifleri onlarla konuşurken melek kadar masum görünerek mahvetmekle kanıtlar.
İpek herkesi kendisi gibi düşünüp, ona göre hareket etmiş ve bazı eşekleri yularları yerine kuyruklarından çekerek, birkaç çifte yemiştir. Aklı başına gelen arkadaşımızın bundan sonra daha dikkatli olacağını umarız.
Bu iyi yürekli cana yakın ve aklını kullanabilen, bütün insanların canı arkadaşımıza iyiye güzele doğruya sahip olması dileğiyle...
