Tamer Ülgen
Dünyada insanların, insan olarak gelmek istedikleri bir yer vardır. İnsan odur ki, ne olduğunu bilsin, olduğu gibi ve yaşının getirdiği olgunlukta davranabilsin. Ne mutlu bize ki Tamer var ve biz onu tanıyoruz. 6 Mat-Delileri sürükleyen başlı başına bir ekol olan Tamer, sınıf dışında tüm okul çapında tanınır. Sevilen değer verdiği kişiler hakkında iyi konuşur; söz söyletmez, gereğinde sarı yumrukları konuşur.
Azim denen bir olayı gözlemek isterseniz cam kenarındaki arka sıranın yıllar yılı abonesi olan Tamer'i oturup seyredin. Bu iyi niyetli çocuk kendinden özveride bulunarak tenefüslerinin belli bir kısmını Yeşilay Faaliyetlerine ayırır.
Sırasında yaptığı ataklar, tuttuğu ritmler ve söylediği şarkılarla sınıfı kendine hayran bırakır.
Bu harika çocuğun marifetleri bunlarla da kalmaz. Delilerin Futbol takımının emektar kaptanı, her maçta bir dinamo gibi çalışarak, her oyuncusunu kuş sütü ile besleyerek, gösterdiği süper performanslarla sınıfa omuzlar üzerinde girer.
Özellikle Çetin Ecer'le olan muhabbetinin doyulmazlığını anlatır durur. Bu muhabbeti, arkadaki 4'lünün beyni olmasından kaynaklanır.
Güzel müziğe ve güzelliğin her türüne aşık olan Tamer, çevresindekilere duyduğu kini bilardo masalarına kusar. Bunun bir zihin sporu olduğunu söyleyip ÖYS sınavlarına bilardo oyanayarak hazırlandığını belirtir. Tamer'in sınavlarda da bilardo masalarında olduğu kadar başarılı (!) olacağına eminiz.
Zamanın akıp gitmesi Tamer'i bağlamaz çünkü Tamer yıllardır aynı Tamer'dir. Edebiyata olan ilgisinde hiçbir ilerleme kaydedememesi onun sanatla ilgilenen insanlara yönelmesine neden olmuştur. Özellikle edebiyat sınavlarında bu ar- kadaşlarından ayrılamayan Tamer, onları hemen önündeki sıraya kendi elleriyle oturtur.
Tamer'i anlatıp da çapkınlığını anlatmadan olmaz, Tamer kızları, dünyanın vazgeçilemeyecek, narin ve ilgiye muhtaç yaratıkları olarak gördüğünden ilgisini hiç eksik etmez. Yanınızda duruken yüzünde muzip bir gülümseme beliriverdiğini farkederseniz, bilin ki hem sizinle konuşmakta hem de o yakınındaki kızı kesmektedir, çapkınlığın onda iyileşmeyen bir hastalık haline geldiğini anladığımızdan onu kızlarıyla beraber kabullendik.
Oldukça cömert olan Tamer'in sınıfımızca, özellikle bazı kişilerce ısmarladığı çukulatalar ömür boyu nutulmayacak, her damak, nugat, barbi yiyişimizde gözlerimiz dolacaktır.
Sarı saçlarının temizliğini ve düzenini, kırmızı yüzünün milyonlarca çilini mi, yoksa o güzelim siyah çizmelerini mi övsek onun? Yoksa Tamer dünyanın en şirin, en komplike insanlarındandır dersek onun ne derece ilginç ve farklı, olduğunu anlatabilir.
Arada bir sinirlenip, ateşte kalmış ışıl ışıl yanan bir çaydanlığa benzese de hepimizin saygısını her zaman koruyacaktır. Bu azim, bu insaniyet, bu kendini bilirlikle hayatın sana verebileceği en güzel şeylere ulaşmanı, diliyoruz sarı fırtına. Tabii en büyük dileğin olan ODTÜ Ceryana...