Ahmet Yıldız
Ahmet YILDIZ dendimi, akla; bebek gibi bir yüz, devamlı gülen bir çift göz ve onunla bununla şakalaşan birisi gelir. O sakin görünüşlü bedende saklanan ruh Ahmet'in gerçek yüzüdür.
Ancak gerçek olan odur ki, Ahmet, arkadaş ne demek onu bilen kimsedir. Kimseyi bilerek kırmaz, bir köşede sessiz sedasız oturan bir arkadaşını gördümü, hemen yanına gidip derdini sorar. derman bulmaya çalışır. Kısacası arkadaşları için sanırız yapmayacağı şey yoktur.
Anadolu Liseleri tarihinde eğer güzel bacak yarışması yapılmış olsaydı en güzel kılar Ahmet'in arkasında sıralanırdı. Ancak bu pürüzsüz bacaklar Ahmet'e yarardan çok zarar getirmiştir. okul maçlarında şort giyme zorunluluğunun olması. Ahmet'i seyircilerle girtlak gırtlağa getirmiştir. Bu nedenle Ahmet'in kavga etmekten top oynamaya pek vakit bulamaması okul takımımızın yenilgilerinin tek nedenidir. Okul maçlarında tüm çabalara rağmen sağ beke, yani Ahmet'in görev yaptığı mevkiye bir türlü çare bulunamamıştır. Ancak maçlar seyircisiz oynansaydı takımımız bu kadar çok gol yemez ve de Şemikler Lisesi yerine Anadolu Lisesi dünya ikincisi olabilirdi.
565 Ahmet YILDIZ okuldaki tüm öğretmenleri ve müdür yardımcıları tarafından (Abdurrahman KAYA hariç zira Ahmet'i yakından tanıyan tek O'dur) sevilmiştir. "Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır" derler ya işte bu söz Ahmet için söylenmiş olsa gerek. Zira O en sert öğretmenlerle bile çok yumuşak dialoglar kurmayı başarmış, bunun semeresini de hep karne verilirken görmüştür.
Ahmet'in en önemli özelliklerinden bir tanesi de derslerde köşeye çekilip tatlı hayaller kurmasıdır. Bazen öyle bir dalar ki horlamaya bile başlar. Ancak ne hikmetse şimdiye kadar hiçbir hoca bu uyuyan prensi uyandırmaya kıyamamıştır.
Sahip olduğu hayal gücünün karekökü kadar problem çözmek gibi kötü bir alışkanlığı olsa eminiz Üniversite sınavlarında şimdiye kadar görülmemiş bir sonuç elde edilirdi.
Ahmet'in hareketli yapısına ek olarak romantizme karşı bir sempatisi vardır. Şiir yazmak gibi bir uğraşı olması O'nun ne kadar ince bir ruha sahip olduğunu açıkça ortaya çıkarmaktadır.
Sinema yerine tiyatroyu tercih eden Ahmet haftada bir kez oyun seyreder. Gerçi neler oynandığını pek anlamaz ama orada görünmenin de birşey olduğuna inanmıştır.
Sevgili Ahmet son zamanlarda bilardoya merak sarmıştır. Ancak oyun esnasında onunla bununla konuşmaktan sayı alamadığı için kaybeder ve kendini masa başında hesap öderken bulur. Ve hepimizi üzen bir gerçek vardır. O da herkes birşeyler öğrenip bilardoyu geliştirdikçe Ahmet'de o kadar fazla hesap ödemeye başlamış, yerinde saymaya devam etmiştir.
Hiçbirşeyi fazla düşünmez Ahmet. Bunun içinde Üniversite sınavından bir hafta önce çalışmaya başlayacağını söyleyip durur. Umarız bu çalışma O'nun için yeterli olur.
Bebek yüzlümüze ömür boyu mutluluklar diler. Bu benzersiz kişiliğini yitirmemesini temenni ederiz.