6-MAT-E · NO. 2644

E. Tuna Karayel

İki sene önce Yavruvatan'dan transfer ettiğimiz bu arkadaşımız kısa zamanda sınıfımızın anormal havasına uymayı başarmış ve kendini kabul ettirmiştir. Özellikle ( matematik dersi sırasında, dersi dinlemektense Cağlar'la güncel olaylar hakkında tartışmayı tercih etmesine rağmen ) matematikteki başarısı ile öğretmenlerinin dikkatini çekmiştir. Bu başarıdan da güç alan arkadaşımızın ilerideki en büyük isteği artı sonsuzun eksi sonsuza eşit olduğunu (nedense şimdilik herkes bu iddiaya gülmektedir.)

Bilim adamı olma yolundaki Tuna sakarlığı ve unutkanlığıyla tanınır. Saçlarını taralı görmek çok az kişiye nasip olmuştur. Defter ve kitapları genellikle tüm sınıfın ortak çabasıyla ancak O, okuldan birkaç yüz metre uzaklaştıktan sonra tekrar mavi çantasında buluşabilir. Ara sıra işi daha da azıtarak montunu veya çantasını unuttuğu da olur. Fakat arkadaşımızın tüm amacı sahip olduklarını başkalarıyla paylaşmaktır. Onun içindir ki yemeklerini, hatta o çok sevdiği turşularını bile (ama sayımız çok olduğu için ufak parçalar halinde) ağzından sağa sola saçarak dağıtmaktan bir türlü vazgeçmemiştir. Her nedense Tuna yemek yerken O'na soru sorma gafletinde bulunanlara birden cevabı beklemeden kaçmaktadırlar.

Tuna'nın bir de kendine benzeyen garip bir saati vardır. Kolunda durduğu zamanlar rakamları yok olan bu saati cebinde muhafaza eder ve bir türlü pilini değiştirmez. Ayrıca bütün ısrarlarımıza rağmen saatini Greenwich'e göre ayarlamaktan vazgeçmemiştir.

Doğan Türk Birliği ve Fenerbahçe'nin ( bu arada Lüleburgaz'ı da unutmamak gerekir) koyu taraftarı olan Tuna'nın en büyük zevklerinden biri Mert'in ayartmaları sonucu öğle teneffüslerinde matematik çalışmalarını asarak maç yapmaktır.

Tuna arkadaşımız bir öğretmen sözü olan "yazı karakteri gösterir" savını çürüten yaşayan bir antiteoridir. Kargacık burgacık yazısına karşılık altın gibi ruhu (tükrük bezleriyle iyice donatılmış bir de ağzı) olan Tuna, kendisine kopya dili olarak "Kiril alfabesini" seçmiştir.

Teneffüslerini genellikle Mert'in ve Fatih'in yardımlarını esirgedikleri sınıfımızın kızlarının sorularını ( özellikle kimya) çözmekle ya da sırasına ve arkadaşlarına olan sevgisini üstlerine balıklama atlayarak göstermekle geçirmektedir. Tolga ve Cavit'in bel kündesi denemeleri sonucu sık sık havalarda çırpınırken görmeye alıştığımız Tuna, bu durumdan Ufuk'un da yardımıyla kurtulduktan sonra zaman zaman kündelere karşılık vermeye çalıştıysa da her seferinde çaresizlik içinde pes etmek zorunda kalmıştır. ( Bu arada Tuna'nın 55, Tolga'nın 90 kilo olduğunu belirtmekte yarar var ) Arkadaşımız yaratıcısı bulunduğu "bana küfret ama bağırma" ideolojisini gerek sınıfta gerekse maçlarda kullanmış ve birçok kişiyi sinir buhranlarına itmiştir.

Zekasının fazla olması sebebiyle davranışlarını kontrol edemeyen, bunun için olduğu gibi davranan ve açık sözlü olan bu arkadaşımıza elektronik mühendisliğinde ve tüm hayatı boyunca başarı ve mutluluklar dileriz.

E. Tuna Karayel sayfasının taranmış hali