Fatih Sarısu
Okulumuzun eskitemedeği ender arkadaşlardan biridir. Yedi yıllık okul hayatını başarılı sayılmasa da iyi bir düzeyde yürüten Fatih'i en ufak şamatada dahi görmek mümkündür. Sakin ve güleryüzlü görünümünün ardında haşin gaddar, çapkın bir kişiliğe sahiptir. Arabasını bu yolda kullanmayı arkadaşlarını gezidirmeye tercih eden Fatih böylelikle pek çok kişinin kalbine girmeyi başarmıştır. Bu konudaki maceralarını ise arkadaşlarına bir masal havası içinde anlatarak sınıfın havasını renklendirir.
Çok iyi bildiğini iddia ettiği İngilizcesiyle her zaman için Adnan Çüryuva'nın karşısına dikilip onunla tartışmayı kendine borç sayan Fatih'in bu dersten geçtiği görülmemiştir. Derslerde espiri yapmak için çok çalışmasına rağmen bu alanda pek başarılı olmadığını herkes anlamıştır. Aklı kadar bilek gücünede güvenen Fatih bu uğraşını geliştirmek için her gün bilek güreşi turnuvası düzenler. En büyük rakibi olan Tümay'ı yenmek ise onun için Üniversiteye girmekten daha önemlidir. Sportif faaliyetlerle pek ilgilenmemesine rağmen gerçek bir ping pong ustasıdır.
Derslerdeki başarısını özellikle sözel derslerin yazılılarında aldığı notları sınavlarda Murat'la kurduğu anonim şirkete bağlayan Fatih'in okulda kurduğu diğer bir şirkette kardeşleriyle beraber okulumuzda faaliyetini sürdüren "Sarısu" holdingtir. Kırık dişine dolgu yaptırmak için haftanın üç günü izin almasına rağmen bu güne kadar dişinin normal boyutlara ulaştığını görmek bizlere nasip olmadı. Hatta Çetin Bey Fatih'e "Oğlum artık senin kuşunda düşse, dişinde düşse sana izin yok" diyerek bıkkınlığını dile getirmiştir. Kırık dişi yüzünden gülerken ağzını açmamaya özen gösterir.
Genellikle okul içinde ve dışında karşı cinsten insanlarla iyi arkadaşlıklar kuran Fatih'in yıldızı Sibelle bir türlü barışmamış hatta aralarında geçen ufak tartışma tarihe III dünya savaşı diye geçmiştir. Kendisini Fatih Sultan Mehmet'e benzeten bu arkadaşımız hiç ağzından eksik etmediği "tiz vurun kellesini" lafıyla karşımıza çıkar. Beraber olduğumuz zaman içinde bizlere Diyarbakır rüzgarları estiren Fatih güneyin acılı yemeklerini gözlerimizin önüne serer. ( Haşinliğinin sırrrını burda aramak gerekir ). Matematik derslerinde arkadaşlarına çektiği ziyafetler onun bu dersi sevmesine neden olmuştur. ( Yusuf beye ise sevgisi sonsuzdur!) Kendisini koyu bir Heavy metalci olarak tanıtan Fatih'in milletten gasp ettiği metal kasetleri oldukça ünlüdür. Murat'la yaptığı Rock - METAL kavgaları ise sınıftan atılmaya kadar gitmiştir. Oysa çok sevdiği Galatasaray için aynı özveriyi gösterdiği görülmemiştir. Onu Cim Bom için tezahürat yaparken görmek ancak Galatasaray'ın maç kazandığı günlere rastlar. İleride İnşaat mühendisi eğer İnşaatı kazanamazsa dişçi olmak isteyen bu çapkın arkadaşımıza ileriki yaşamında bizleri unutmaması dileğiyle kucak dolusu sevgiler.
God Bless your health!!