6-MAT-E · NO. 1859

Sibel Yüksel

"Kalemlerim ! Kim aldıysa çabuk söylesin, hayır, mor değil, narçiçeği rengi olanı kayboldu! Zil çalınca kimse çıkmasın dışarı, arama yapacağım!"

İşte her ders ve özellikle sınavlardan sonra Sibel'in sesi. O'nun sarı kalem kutusu özellikle silgi ve kalem taşımayanlara ilaç gibi gelmiş ve onların üye olduğu bir kuruluş haline gelmiştir. Ancak alınan mal iade edilmediği için her seferinde "Bir daha benden hiçbir şeyimi istemeyin" diye bağırmasına rağmen sonunda dayanamaz.

Her okuldan Kızılay'a yürüyüşümüzde kendisine takılan "Otobüs" lakabını perçinleştirir. Çünkü o yolu düzenli aralıklarla pastane, bakkal gibi 5-6 durağa bölebilmeyi başarmış ve bu sayde o yol üzerindeki bütün dükkanları da bize öğretmiştir.

Ortasonda aramıza katılmış ve hemen çevresini geliştirme işlemlerine girişmiştir. Önce büyük sınıfları fethetmiş bu seneyse zengin koleksiyonuna küçük arkadaşlarımızı da katmıştır, onlara elinden geldiğince iyi davranmaya çalışır (!). Öğretmenlerimizle özellikle son sınıfta iyi ilişkiler kurmağa çabalamış, bu okuldan silinmeyecek bir anısı olmadan ayrılmak istemediği için ilk dönem disiplin kurulu ile yakın ilişkilere girmiş ve kendisine karşılığında beş günlük bir tatil verilmiştir.

Boğazına son derece düşkün olan Sibel, çörekçilerin sabahki ilk müşterisidir. O'nu her teneffüs fosforlu paketlerden birini açarken görebilirsiniz, ama menüsü her zaman sabittir: Coca Cola, bilumum çikolatalar, Tombi... Hiç sevmemesine rağmen ve her dönüşte bir daha gitmeyeceğim demesine rağmen her cumartesi pizzaçlara takılır. Ama yine de bir türlü kilo limitinin üstüne istekli olmasına karşın çıkamamıştır.

Sibel, sınıftaki erkek arkadaşlarımızla da çok iyi geçinir. Kadının fendinin erkeği yeneceğini savunur, bu arkadaşlarımızın çoğunun ifadesini alarak bunu ispatlamayı başarmıştır.

Sibel'e göre giyim; markadır. Dikişlerin ve düğmelerin uyumundan çok; marka uyumuna dikkat eder. Bu özelliğini de yazlarını geçirdiği Almanya sayesinde sağlamıştır. Bütün kış oradan neler alacağına dair uzun listeler yapar.

Bir sene öncesine kadar da, koyu bir Nike hayranı olan Sibel, bu sene yeni bir atılım yapmış ve bu özelliğini bir kenara atıvermiştir. Bunda da en büyük etken; dış ilişkilerimize, özellikle de İngiltere ilişkilerine verdiği önemden ileri gelmektedir. Burada kendisine yeni İngiliz markaları bulmuştur (!)

Ailesinin Almanya'da olması nedeniyle, Sibel anneannesiyle oturmaktadır. Her sabah bize onunla olan maceralarını anlatır. Büyüklere saygıda kusur etmediğini bize bir kez daha bu yolla ispatlar ve bize de bu örnek davranışlarıyla öncülük eder.

Uyku saatini gece 2:30 olarak belirleyen arkadaşımız, bu süreyi 300-500 civarında soru çözerek değerlendirir.

Bu çalışmaların O'na en iyi sonucu getirmesini ve ilk tercihi olan Çapa Tıp'a girip babasının izinde başarılı bir doktor olmasını ve sevdikleriyle beraber mutlu bir hayat sürmesini dileriz.

Sibel Yüksel sayfasının taranmış hali