Ali Müftü
İşte sınıfımızın numara, boy ve not sıralamasında önlerde yer alan bir üyesi: Şef 003 Ali.
Sabahdan okula yol yorgunu olarak gelen Ali, sevimli şakalarıyla bu yorgunluğunu atmaya çalışır. Bu sırada 6--F'ye girmeye çalışanlar kuzey doğudan hızla gelen soğuk hava dalgasını hissedip kaçışmaya başlarlar. Kaçmayan bazı şanssızlar ise metebilizmal faaliyetlerini yavaş yavaş kaybederler.
Ali başarılı bir müzik zevkine sahiptir. Jazzrocak, senfonik rock ve hatta klasik müzikten bile hoşlanır. Ancak sonunda olan olmuş ve kendini Hint müziğinden esintilere kaptırmıştır. Zaman zaman trans haline geçtiği ve yoga yaparken görüldüğü de söylentiler arasındadır.
Vaktini gitar dersleri, konserler ve Amerikan kültürdeki filmlerde geçiren Ali, sınavlardan önce "Of abi, hiç bir şey bilmiyorum, n'apıcaz?" diye hayıflanmasıyla da ünlüdür. Hiç bir şey bilmeden (!) aldığı notlar da onun gizli kalmış bir yönüdür.
Ara sıra basketbola uygun fiziğine aldanıp "Niye basket oynamıyorsun?" diye soranlar çıkmaktadır. Cevap kısa ve filozofçadır: "Sen niye saksafon çalmıyorsun peki?" Bununla beraber spora karşı kayıtsız kalmamış ve ilgisini tenis kortlarına yöneltmiştir.
İngilizce derslerinde "She made a cake" gibi bir cümleden daha komplex bir cümle kurması istendiği zaman "She made two cakes" giyecek kadar zekidir.
Bir başka merakı da gofletlerdir. Zaten tezini bu konuda vermeyi düşünüyor. Boş derslerde ve teneffüslerde kantine düzenlediği turlar sayesinde Erdoğan Ağabey'in itibarlı müşterileri arasına girmeyi başarmıştır.
Ali aynı zamanda kararsız bir tiptir. Yazın biyoloji veya matematik şubesi arasında bir seçim yapamamış ve yoğun bakıma alınmıştır. Kararı dibine düşen bir madeni para belirlemiş ve doktorluğa ilk adımını da böyle atmıştır.
Sıra arkadaşı Hüseyin'in esprilerine tam iki yıl göğüs germeyi başaran Ali TAB — F'ye bundan kurtulup huzura kavuşacağını da hesaplamıştı. Ne var ki Zafer'in yanına düştü ve "Beterin beteri vardır" sözünün doğruluğuna canı gönülden inandı. Zafer'in yanında hala nasıl yaşadığı merak konusudur. Ama ondan aşağı kalmaz, çünkü tencere dibin kara, seninki benden karadır. Ali sınıfta pencere kenarındaki buzlanmaların sekonder kaynağıdır. (Primer kaynak için 1212'ye bakınız). Esprilerini yavaş yavaş yapan Ali'yi derste yanlızca ön ve arka sıralarla sıra arkadaşı oluyor. Ancak bu da donuk bakışlarla bıkmağa başlayan beş kişi demektir ve şef için yeterlidir.
Geçen yıl okulda büyük zaiyata neden olan hikayelerden de Ali sorumludur. (Bakınız: At maması): "Adamın biri doktora gitmiş. Doktor bey üğeim atıyor demiş. Doktor da niye atıyor, atmaması lazım deyince adam gidip at maması almış. Meğerse adam yanlış anlamışmış..."
Hayatta en çok istediklerinden biri doktor olmak, öbürü ise ehliyet almaktadır. F'liler onun tıpta da Zafer'den kurtulamayacağını söylüyorlar. Bu nedenle Ali arada bir Çin'ce tıbba gidip akapunter öğrenmeyi de ciddi ciddi düşünüyor.
Okul hayatı boyunca ağırbaşlılık ve nezaketini yitirmeyen Ali'nin hayatı boyunca aranan biri olacağına inanıyoruz. Her alanda şimdiki gibi başarılı ve mutlu olmanı dileriz.