Kaan Şehri
Kaan: 1967 yılında 3 kilo 78 60 gram olarak dünyaya ağzını açan Kaan, ağlamak yerine mama diye bağırmış, iki haftalıkken diş çıkarmış, bir aylıkken çatal kaşık kullanmaya başlamıştır. Bu konudaki yeteneğini günümüzde de sürdüren Kaan 7 tenefüste 8 defa kantine inip yiyecek birşeyler almazsa panik çıkar, Ankara'da okullar bir hafta tatil edilir. Ultra dengeli beslenmesi sayesinde büyümesine geometrik dizi ile devam etmiştir. Günümüzde büyümesi durmuş, beslenmesi durmamıştır. Fakat otlakçılık gibi iyi huyları olmadığı için bu durum bizi rahatsız etmez.
Kaan'ın aramıza katılması orta üçüncü sınıfa rastlar. Sınıfa girdiğinde kırk küsür şaşkın bakış arasında sınıfın en arkasına giderek Nurtan'ın yanına oturdu. Kısa sürede Kaan'ın kıymetini anlayan bizler yörüngesine girdik. İlk günün verdiği korkunç izlenimin yavaş yavaş dağılmasıyla herkes onun ne denli ince bir ruha sahip olduğunu anladı. Kaan'ın herkesin umduğunun aksine yumuşak başlı sakin, utangaç karekteri hepimizle kolayca kaynaşmasını sağlamıştır. Kendisine yapılan şakaları büyük bir metanetle karşılamış fakat daha sonra kendi usulleriyle iade-i şakalar yapmıştır.
İki sene en arka sırada oturması ile sınıfın arka tarafa meyillendiğini farkettikten sonra iki senede en ön sırada oturarak, sınıf tabanının x-ekseni ile yaptığı açının cosinüs'ünü tekrar 1'e indirmiştir. Kaan sınıfı dengelediği gibi uzuneşek oynarken de Mete'nin karşı takımında yer alır ve güç (ağırlık) dengesini sağlar. Evde ise 3 erkek kardeşinin isyanlarını tek başına bastırır. Kısacası her yerde denge unsurudur.
İyi futbol oynayan Kaan'ın çalımları çok etkileyicidir. Bale yapar gibi bir kaç kişinin arasından sıyrılan Kaan birde topu geçirebilirse müthiş bir futbolcu olacaktır. Her sene önemli maçlarda kendi kalesine gol atmak, onda kötü bir alışkanlık haline gelmiştir. Bundan en çok şikayet eden ise, zaten karşı takımla zor başa çıkan (!) Gökhan'dır.
Beşinci sınıfta Kaan'a aldığı bir tip tip'ten ehliyet çıkmıştır. Bazen okula araba ile gelen Kaan'ın hayran ve arkadaşlarının sayısında nükleer bir patlama olmuş, Kaan'ın gözleri yaşla dolmuştur. Bunun nedenini sevincine olduğu kadar üzüntüsüne de bağlamak mümkündür. Bu arabanın kendi ihtiyaçlarına cevap vermemesi üzerine, lastik tekerlekli bir dizel lokomotif almaya çalışmış, başaramayınca eçterpile - kaportal, Airbus süspansiyonlu bir Murat 124 almıştır.
Bu çok sevimli canayakın ve iyi niyetli arkadaşımız. Yakın çevresinin yaptığı en ağır şakaları bile kaldırırken, tanımadığı bir kişiye çok çabuk sinirlenebilir. Böyle bir durumda kalan biri için tavsiyemiz hemen Kaan'la samimiyet kurmasıdır, zira bu çok kolaydır.
Bu samimi, canayakın, arkadaşımıza hayatı boyunca mutluluk ve başarı dileriz.