Nazan Tüze
Tatlı dendi mi, insanın gözüne hep şirin güzel, renkli, sıcacık şeyler gelir ya, işte bizim oralarda da 6 Tab. F'ye yolunuz düşerse tatlı dendi mi, sakin mi sakin, nazlı mı nazlı bakışlarıyla Nazan gelir gözümüzün önüne.
Nazan, bir sınıfın ender olarak ön sıralarda oturmaya alışmış uzun boylularındandır. Uzun boylu, narin yapısıyla da kendini sevdiren bu arkadaşımız tahtanın önünde olup bitenlere duyduğu tüm ilgisine (!) karşın, yine de nedense (!) bütün yıl boyunca kalbini ve gözünü arka sıralarda bırakmıştır. Her dersten önce "Elif haydi arka sıraya" derken görebileceğimiz Nazan, tüm hevesine karşın, sıra arkadaşı Elif'in hatırını kırmayarak önde kaderine küskün, hafta sonlarını düşünür durur tüm ders boyunca. Aslında çoğu zaman dışarıya vuramadığı potansiyel enerjiye sahip olan bu sempatik arkadaşımız derslerden birinin ortasında dışarıda gördüğü kuşlara ilgi duyarmışcasına gönlü de onlarla birlikte bambaşka bir âleme, tatlı hayallere gitmek istercesine gırgır eder. Onun da hepimiz gibi, kaçınılmaz kaçamakları vardır işte.
Nazan'ın diğer bir özelliği de video seyretmeyi çok sevmesidir. Korku filmlerine karşı bir asempatisi olmasına rağmen son yıllarda Pınar, Şehvar ve Özlem'in ısrarlarıyla düzenlediği video partilerinde izlemek zorunda kalmış, yaptığı pastalarla gözlerimizi olduğu kadar, midelerimizi de doyurmuştur. Fakat, lise sonda bu alışkanlığından vazgeçip ders partileri düzenlemeye kalkmış, ne varki biz arkadaşları tarafından bu değişikliği pek tutulmamıştır.
Tatlı dostumuzun müziğe karşı ilgisini de belirtmeden geçemeyiz. "The Sound of Silence"a duyduğu büyük aşkıyla bu şarkının sözlerini bir gecede yeniden yaratırcasına ezberleyen Nazan, son derece başarılı (!) bir kreasyon ile sınıf müzik korosuna yeni bir cevher kazandırmıştır. Bu arada Kaynanalar dizisindeki Tijen'in o meşhur "nii"lerini de TRT'ye taş çatlatırcasına seslendirirken; her edebiyat yazılısından önce, Elif'le şiirler üzerine solfaj çalışmaları yaparak bir kez daha kanıtlamaktadır.
Günlük yaşamda, okul içinde bir madalya veriliyor olsaydı, şüphesiz öğle saatlerinde, kantinden birşeyler almak için verilirdi. Bütün yıl boyunca birçok aç ve çaresiz mideyi bu dertten kurtarmasını beceren dostumuz, alçakgönüllüğü ile bunu bir tesadüf olarak nitelendirmiştir.
Saçlarına çok düşkün olan Nazan, her sabah Pınar'ı, "Saçlarım nasıl bugün" ya da "saçlarım çok mu kötü" gibi sözlerle çileden çıkarır. Zavallı Pınar, artık Nazan sormadan "bugün saçların çok güzel" demeye alışmıştır. Arkadaşlarına bağlılığı da bizler tarafından çok iyi bilinir. Özellikle, bu son senede çok değişirken (!), O da kendini Okulun o renkli dünyasına kaptırmıştır (!) Güzel, küçük şeylerden büyük mutluluk duyan Nazan, en tatlı sevecen arkadaşlarımızdandır. Bu nazlı, nazik arkadaşımızı seviyor gireceği hangi dalda olursa olsun başarılı olacağına inanıyoruz.
Herşeyin en güzeli sana yakıştığı için seninle olsun...
