Özlem Yıldırım
Soğuk bir kış günü... Dışarıda yağan karın altında herkes en kalın giysisini giymiş okula geliyor. Sadece bir istisna var, siyaha yakın saçları, pembe yanakları, etrafa gülücükler saçan yüzü ile üstüne ince bir mont, kısa çoraplar, hafif kısa bir etek giymiş tatlı bir kız geliyor uzaktan. İşte bu, bizim sevgili, güzel Özlem'imiz!!!
Özlem kış boyunca bu kıyafetle dolaşmış fakat inatçı kişiliğiyle zatürre olmadan bu seneyi de atlatmıştır. Buna rağmen Özlem, yaptığı güzel esprilerle bizi aynı tehlikeye sokarak arkadaşlarının devamsızlıklarında büyük suçlamalara neden olmuştur. Herşeye rağmen okula gelen arkadaşlarının sonunda buzul olup çözülmek için Kenya'ya gönderildikleri söylenirse de ikinci bir ihtimal olarak buzulların yanlışlıkla Kuzey Denizi'ne gönderilip İCEBERG'leri oluşturmuş olmaları konusunda hâlâ hepimizin içinde bir şüphe vardır. Ama gene de İCEBERG'lerin büyük oranının Özlem-Hija işbirliği sonucunda oluştuğu daha büyük ihtimaldir.
Küçük yaşlarda değeri anlaşılan Özlem geri dönmez umuduyla LUXEMBOURG'a gönderilmiş fakat bütün umutları boşa çıkararak, LUXEMBOURG'un ona ancak 3 sene dayanması sonucunda geri dönmüş ve aramıza katılmıştır.
Özlem'in bu sene bütün test kitaplarını bitirmeye and içmiş olması, onda kötü alışkanlıklar yaratmış her yapacağı işin 5 ihtimali şeklinde düşüncelere kapılmasına neden olmuştur. Bu ihtimaller, a) Gökhan ve Kaan'a kalem batırmak, b) Işıl'ı donduran espriler yapmak, c) Test çözmek, d) Yemek yeme şeklindedir. Bu ihtimallerden Özlem için en zararlısı sonuncusu olduğundan Özlem, hep ilk dördünü gerçekleştirmek yoluna gider. Tabii bundan en çok Kaan ve Gökhan zarar görür. Enselerinde, sivri uçlu bir kalemin tatlı dokunuşunda ve çamurlu olmadığını iddia ettiği çamurlu ayaklarını temizlemek için Kaan ve Gökhan'ın pantolonlarını kullanmasından duydukları, memnuniyeti belirten yumuşak bakışlarına maruz kalan Özlem herşeye rağmen gülmeye devam edebilmiş ve laçkalaşan çenesi bir muslukçu tarafından onarılmıştır.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri'nin sınıfımızı ziyaretinden sonra televizyon ve basın yoluyla sosyeteye tanıtılan Özlem, manken ajanslarının hücumuna uğramış ve arkadaşlarını Hollywood'dan seçme yoluna giderek, bize Beverly HİLLS'de oturacağı evin planlarını göstermeye başlamıştır.
Özlem'in kurduğu hayallerin başında yaz gelir. Özlem incecik bir vücuda sahip olacak ve bol bol tenis oynayacaktır. Özlem üniversiteyi kazanacağından eminiz ama incecik olma planlarının, ince olan birşeyi ince yapmak mümkün olmadığından gerçekleşemeyeceğini sanıyoruz. Zaten Özlem'in sene boyunca okulda kendini açlığa mahkum edip, akşam evde annesi tarafından muhallebi, pasta ve çöreklerle beslenmesi, bizi rejim yaptığına kolayca inandırarak, herkesin kafasında "bir insan bu kadar az yiyerek nasıl yaşar?" şeklinde bir soruya neden olmuştur. Özlem'in ne kadar büyük bir tenisçi olduğu gerçeği Özlem'in maç yapmak için Türkiye'ye davet ettiği NAVRATİLOVA'nın, evinde inzivaya çekilmesine tenisi bırakmayı düşünmesine neden olmuştur.
Derslerde bizi uyandıran orjinal hapşırığı, devamlı gülen yüzü, her koşula uyum gösteren kişiliği ve tüm diğer özellikleriyle bize kendini sevdiren bu tatlı arkadaşımızın hayatı boyunca mutlu olması ve her isteğini elde etmesi tüm dileğimiz.
