Nuri Aydın
NURİ. "Hocam siz nerelisiniz?"
HASAN KUL: "Konya'lıyım Nuri"
NURİ: Aaa. Tesadüf-i müstesna. Sizinle hemşeri çıktık hocam"
Yukarıdaki konuşmaya bakıp da Nuri'nin Konya'lı olduğunu sanmayın sakın. Çünkü Nuri Kimya dersinde İzmir'li (hatta Karşıyaka'lı), tarih dersinde Silifkeli'dir. Nüfus cüzdanındaki doğum yerininde doğru olduğunu düşünmek büyük iyimserlik olur. Zira arada yazılı şehrin de nüfus memurunun memleketi olduğu saptanmıştır. Asıl doğum yerinin neresi olduğu hakkındaki çalışmalar halen sürdürülmekte olup, bu konuda FBİ ve Interpol'den yardım istenmiştir. Eğer bir yanlışlık sonucu gerçek öğrenilirse, sonuç yayın organlarıyla halkımıza duyurulacak ve bir tarihi görev daha! tarafımızdan yerine getirilecektir. Bu nedenle hiçbir endişeye gerek yoktur.
Aramıza Lise I'de katılan Nuri, sınıfta önemli bir boşluğu doldurmuş, yaptığı esprilerle hocaların ve bizim kalplerimizde buzda bir taht kurmuştur. (ısınma ısısı = 0,5). Her ne kadar reddetse de kendisine Kemal Sunal'ı örnek aldığı anlaşılmaktadır (bizden kaçar mı?).
Koyu bir Galatasaray'lı olan Nuri'nin Gençler Birliği'nin hiçbir maçını kaçırmaması transfer ayının yaklaştığı şu günlerde çeşitli polemiklere yol açmaktadır. Futbol takımımızın değişmez (her zaman da değil) santraforu olan, sol açıkla sağ bekliği tepkimeye sokarak kalede inanılmaz kurtarışlar yapan Nuri, takımdan çok, can-ı ciğeri bayan seyircileri için oynamaktadır. Çok başarılı bir santrafor olmasının nedeni kelek muhabbetiyle rakip takımın kalecisini etkisiz hale getirmesidir. Bu kalecilerin o maçtan sonra sporu bırakarak kendilerini derslere vermeleri Nuri'nin bu işi ne kadar mükemmel yaptığının kanıtlarıdır. Arkadaşımızın yaz sporlarına olan merakı da yazın spor yapmamasından kaynaklanmaktadır.
Geniş omuzlu, üçgen vücutlu, güçlü kuvvetli olmamakla birlikte 42 numara ayakkabı giyen Nuri yine de siyah saçlıdır. Çok kişinin farkında olmamasına rağmen aslında yakışıklı (bakınız fotoğraf) bir arkadaşımızdır. Derslerin yoğunluğundan dolayı Brooke Shields'in teklifini geri çevirmek zorunda kalan ve bu nedenle koskoca iki dakika boyunca çok üzülen Nuri bu sayfa aracılığıyla Konya'daki hayranlarına en içten selamlarını yollamaktadır.
Doğduğu an konuşarak 250 gr. çiğ et ve bir litre kımız isteyen, 38,5 günlük iken kılıç kuşanıp ata binen, av avlayıp, kuş kuşlayan bu arkadaşımız, tarih derslerine olan hayranlığından dolayı yazısını yenilik aşkıyla, latin alfabesinden hiyeroglife çevirmiş, böylece tarih hocamızın sempatisini edebiyat hocamızın antipatisini kazanmıştır. Bu arada Mısır firavunu 162,473. Ramses gönderdiği telgrafta bu davranışın iki ülke arasında varolan dostane ilişkileri olumlu yönde etkileyeceğini belirtmiştir.
Bütün bu yazdıklarımıza bakarak Nuri bu kadar iyi, kültürlü, zeki, espritüel bir insan mı diye aklınıza bir soru gelebilir. Elbette ki HAYIR! Sandığınızdan çok daha iyi özellikleri olan bir insandır
Nuri'yi tanımak demek; iyiyi, güzeli, gerçek dostluğu tanımak demektir. Onun yanındaysanız hayattasınız demektir. Hele onunla lise arkadaşlığı yaptıysanız, o zaman gerçekten yaşadınız demektir.
Bu yıl ayrılsak bile, birlikte geçirdiğimiz güzel anıları yüreğimizde sımsıcak saklayacağız. İdealindeki üniversiteyi kazanmasını candan istediğimiz Nuri'ye hayat boyu mutluluklar.