Süleyman Coşkun
Duvar kenarındaki arka sıralarda bir kıpırdanma bir gülüşme olduğunu farkederseniz dönüp bakmazsınız bile, ne oluyor diye. Buna ihtiyaç duymazsınız çünkü bilirsiniz ki Süleyman arkada arkadaşlarına bir şeyler anlatmış veya espri yapmış ve onları dersin sıkıcılığından bir an olsun kurtarmış, mutluluklar ülkesine götürmüştür.
Bu pek sevgili arkadaşımız, diğer insanlara fiziksel açıdan bir parça benzese ve her ne kadar Antalyalı olduğunu söylesede ilgi çekici kişiliği ve "Neden hapşurduğumuz zaman çok yaşa diyoruz da gözümüzü kırptığımız zaman demiyoruz" gibi garip fikirleri onun uzaydan dünyamıza kafa üstü düşerek geldiği olasılığını güçlendirmektedir.
Okulumuzda böylesine kendine özgü bir kişilik daha yoktur ve sanırız uzun zamanda olmayacaktır. Her davranışı açıktır, sözünü söylemekten, içinden geleni yapmaktan çekinmez. Zaten buna gerekte duymaz. Herkesin kendisini olduğu gibi tanımasına arzular. Haksızlığa uğramaya ve aldatılmaya kesinlikle tahammülü yoktur. Birazcık kendini beğenmiş olduğundan kendisini son derece yakışıklı bulduğunu, Platini kadar iyi top oynadığına inandığını ve bırakın yakın çevresini 5 milyar insanın en zekisi olduğunu sandığını herkes bilir.
Bu kendi beğenme, derslerde yerini büyük bir alçak gönüllülüğe bırakır. Biraz çalışsa, okulumuzun etiketli inekleri arasına kolayca girebilecekken, yalnız üstün (!) zekasıyla yalnızca sınıf geçmeyi amaçlar ve bu amacına da ulaşmasını bilir. Ona sorarsanız, önemli olan yaşamdan zevk alabilmektir ve sık sık mırıldandığı "Bugün hayatımın geri kalan kısmının ilk günü" sözü onun yaşam felsefesini en iyi şekilde özetleyen sözdür.
Yıllarca beraber olduğu, birçok acı, tatlı anılarının bulunduğu 6-Mat-B sınıfı öğrencilerini unutamadığından, belki de onların "Bizi bırakıp Biyoloji'ye gittin" sitemlerini biraz olsun azaltmak istemesinden dolayı her fırsatta eski sınıfına gittiğinden Süleyman'ı teneffüslerde sınıfta bulmak pek mümkün değildir.
Biyoloji haricindeki bütün derslerde konuşmaktan sık sık yer değiştirerek, her gün sınıf turu yapmaktan, bazı derslerde hocalarıyla tartışmaktan, hatta Tarih derslerinde hocası tarafından "muzur" soru diye nitelendirilen soruları sormaktan ve hocası tarafından bu yüzden hemen her ders ikaz almaktan zevk alan Süleyman'ın diğer zevklerinden biri, hobi haline getirdiği özelliklerinden biri de arkadaşları derslerde not tutarken, onun şiir yazmasıdır.
Arkadaşları, özellikle de yakın arkadaşları Süleyman'ı çok sevmelerine karşın ona fazlaca yaklaşmaktan her zaman çekinirler, çünkü bilirler ki Süleyman'a çok yaklaşan her nasıl olursa olsun zarar görür yada yaklaştığına pişman olur. Bu yüzden hepsi "Süleyman'ın yaptığını yap, dediğini yapma" politikası güder.
Genelde kimseye güvenmemeyi prensip edinen Süleyman'ın çoğu zaman süper egosu dayanılmaz bir hal alınca çekilmez olur ancak arada bir Süleyman iyi çocuktur. Dişçi ya da doktor olmanın hayallerini kuran arkadaşımızın hastası olacağı şimdiden "Geçmiş olsun" derken şunun da bilinmesini isteriz ki okulumuz Süleyman'ı uğurlarken gerçekten üzülecektir.