Tuğrul Giray
"Geçen zor yılların ardından gelen lise senelerinin başlangıcında "F" sınıfının kapıları aralanıyor ve nur topu gibi bir Tuğrul giriyor.
İlk dönemlerde iki taraf için de zor anlar yaşanıyor. Çünkü Tuğrul sınıfı, sınıf Tuğrul'u pek tutmuyor. Ama bir gün! Tüm buzlar kırılıyor ve Tuğrul artık ünlü "F" olayı içinde en baba demirbaşlardan oluyor. Böylece "The Tuğrul" diye bilinen olgu ortaya çıkıyor"
İşte ünlü "F Tarihi" kitabından birkaç satır okudunuz. Bizler bunun üzerine Tuğrul'un kişiliğini araştırmaya giriştik.
Tuğrul'u anlatmadan ünlülerden biraz yardım istedik. Çünkü Tuğrul'u herkes tanıyor, tanımıyorsa da biliyordu. Ahu Tuğba, Tuğrul için "O beyi, Aziz Nesin'den sonra derhal tanımalıyım" dedi. Orhan Pamuk ise "Tuğrul gibi bir okurum varken huzur içinde yazamıyorum." diyordu. Geçmiş çağlarda Aristo ve Einstein'ın Tuğrul'un geleceğini bilip intihar ettiği konusunda efsanelere rastlanıyordu. Sanat dergilerine sorduğumuzda ise tirajlarının artışında Tuğrul'un büyük etkisi olduğunu belirttiler. İşte Tuğrul yavaş yavaş ortaya çıkıyor: O, anlayışlı, tam bir okur ve eleştirici idi. Sürekli okur, okuduklarından birşeyler alır ve insanlarla paylaşırdı.
Eh, bu kadar birikim olur da dışa vurulmaz mı, vurulur elbette. İşte Tuğrul, bu yoğun birikimini derslerde öyle bir dışa vuruyordu ki bu yüzden pek çok öğretmenin sinir krizi geçirdiği kayıtlara geçmişti. Öğretmenler Tuğrul'u anlamıyor, anlamak istemiyorlardı ve Tuğrul inatla mücadelesini veriyor, inandıklarını ve bildiklerini onlara sunmaya çalışıyordu. Bir gerçek varsa dostları onu anlamıştı.
Dostları deyince dostluğa geldik. Evet PİAR'ın yaptığı kamu araştırmasına göre kendisiyle konuşulan 8 milyar insanın (Uzayda da var.) % 100'ü Tuğrul'u çok seviyor ve tam bir dost olduğunu söylüyordu. Ayrıca bu araştırmalarda Tuğrul'un son derece düşünceli ve dert ortağı bir arkadaş olduğu, her an parlayıp sönen bir öfkesi olduğu ortaya çıkıyordu. Ama o bu öfkenin sonuçlarından anında pişmanlık duyuyor ve derhal özürler dileyip kendini affettirip, tekrar tekrar sevdiriyordu. Of canım! Bu Tuğrul ne harika bir insandı.
Üstelik her türlü kültür ve sanat olayına yoğun bir ilgisi vardı Tuğrul'un. Kısaca aydın bir insan (ya da kafa adamı) olma yoluna koyulmuştu Tuğrul.
Araştırmalarımızın sonucu Tuğrul'u anlatan 97 buçuk ciltlik bir ansiklopedi çıkaracak bilgi birikimimiz oldu. Ama buraya sadece ufacık bir bölümünü alabiliyoruz. Bu araştırmaların bazı verilerine göre Tuğrul psikologluk, zoologluk ve tercümanlık yapmak istiyormuş. Zoolog olup kendisi gibi olmayan ve olamayan insanlara bir yaklaşım yapabileceğini savunuyormuş. Helâl olsun, senin gibi üstün dost ve gerçek insana! Seni çok seviyoruz. Yolun açık olsun.
TÜBİTAK Tuğrulografi Bölümü
"Dostluğumuz zaman ve uzaklıkla sınırlıysa o yok demektir."