Ömer Altınakar
Okulumuza karpuz memleketi Diyarbakır'dan gelen Ömer'i bu sınırlı ortamda anlatabilmek çok zor. Aramıza katıldığı sene dört elle derslerine sarılması beklenirken o fırçasını ve kaleciliği okula tercih etmiştir. Sınıfımızın başkanlık görevini Esra'yla birlikte başarıyla sürdüren Ömer, yürüyen fişler yüzünden Çetin Bey'in antipatisini kazanmış ve iltifatlarına vasıl olmuştur. Futbol sahalarının renkli simalarından olan arkadaşımız "beşi şaşma altıyı aşma" sloganıyla takımının kaleciliğini başarıyla sürdürmektedir. Espiri yapmaya bayılan Ömer'in en büyük zevki bu esprileri herkesin hayran kaldığı çizgisine döktürerek ilginç resimler meydana getirmektir. Ömer'in çizgi sanatına olan büyük kabiliyeti 4 yaşında başlamıştır. Bundan sonra yıllarca çizmeyi sürdürüp Gırgır'a da bir süre karikatür gönderen Ömer uzun bir süre Oğuz Aral'ın kendisini keşfetmesini beklemiş en sonunda Oğuz Aral "Bir daha gönderme" sloganıyla karikatürünü yayımlamıştır. Ömer gerçek anlamda ilk gösterimlerini ünlü "F" sınıfında başlattı. Bir anda sınıfın ressamı ve güzel yazıcısı kesildi. Hatta dönem ödevlerine öylesine kapaklar hazırladı ki hocalar sırf kapağa büyülenip aslında arkasında olmayan ödevlere nice 10'lar verdiler.
Ömer, uzun yıllar iyi dost olduğu Grup Anonim'e grubun afiş ve iğne yazılarını yazıp neşeli karekteri ile destek oldu. Grup'da ona olan şükranını "Geçme Namık Kemal köprüsünden ürkütürsün vakvakları..." diye başlayan bestelerini ona adıyarak dile getirdi. Yakışıklılığı, canayakın davranışları özellikle doğduğu yörenin Şivesiyle bir ekol oldu... Kız arkadaşlarını da özellikle küçük sınıflardan seçen Ömer'e nedeni sorulduğunda ağabeylik duygularının ağır bastığını ve onlarında bir ağabey şefkatine ihtiyaçları olduklarını öne sürer.
Arkadaşlarını hayal kırıklığına uğratmamak için birinci dönem mükemmel olan Biyoloji notunu daha fazla yükseltmemek için sarfettiği büyük çaba takdire değerdir.
Zülfücülere karşı özel bir sempatisi olan Ömer'i çay'a olan düşkünlüğüyle herkesden ayırabilirsiniz. Onu her teneffüs oluşturduğu çaykolikler lobisiyle kantinde çay sohbetlerinde bulmak mümkündür.
Ömer'in üstün karekteri ve neşeli espri potansiyeli ile "F" sınıfında doçent düzeyine yükseldiği sıralarda Fatih'i aşağıladığı ve öğretmenleri kafaya aldığı günleri sanırız tüm "F"liler daima hatırlayacaklardır. Son sınıfta hazin bir tesadüf Ömer'i yüce "F"den ayırıp Bio-G'ye düşürdü. Ömer bu sınıfta da aynen kendisi gibi sanatçı yaratılış adaptasyonları göstermiş olan Selçuk'la bulaşarak değerli ve edebi açıdan maximum düzeyde organizmalar olan "LATİFE" ve "ŞERRİYET"i yayınladı.
Ömer herkesle kaynaşan karekter adaptasyonları dışında son derece dostvari bir adaptasyonda gösterir. Onu tanıyanlar ve bilenler ne kadar dert ortağı ve düşünceli kromozomları olduğunu bilir.
Zülfü Livaneli, Rahmi Saltuk, Ruhi Su gibi sanatçılara hayrandır. Bu yüzden bu sanatçıların ezgileri dilinden düşmez. Arada bir Folk müziği de takılan Ömer'e göre bu türde Simon Garfunkel, Theodorakis ve Joan Baez'in üstüne yoktur.
Aşağılama sanatında da zirveye çıkan Ömer'in "Tırri, Niye oğlum ğheirdir?, Oldu canım ara beni! Hı hıı oldu!" gibi çoğunu Diyarbakır yöresinden derlediği orijinal aşağılama sözleri ünlüdür. Ömer tarafından aşağılandığını geç de olsa anlayan hemen herkes onu paketleme yolunu seçmişsede Ömer yine bir pundunu bulup onları kafaya almış, olayı laf kalabalığına getirerek paketlenmekten çoğu kez kurtulmuştur.
Koyu bir Diyarbakırspor taraftarı olan Ömer, Diyarbakırspor'un Adana Demirspor'u 2-1 yendiği ve şampiyonluğu büyük ölçüde garantilediği maçın ertesi günü elinde yeşil-kırmızı bayrakla sınıfa SAMBA yaparak girmiş ve gün boyunca okulda karnaval havası yaratmıştır.
Ömer'i bu satırlara sıkıştırmak imkansız fakat onu tanımış olmak bizlere vazgeçemeyeceğimiz bir dost kazandırdı. Yaz kış, yağmur çamur dinlemeden giydiği Skyforce'larıyla da ayrı bir ekol olan Ömer'i ilerde hatırladığımızda kulaklarımızda "Karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin" çınlayacak.
Dileğimiz çok istediğin Diyarbakır Tıp'ı kazanıp ilerde iyi bir doktor olman, bugünleri ve bizleri unutmamandır...