Tunç Türker
Yukarıdaki fotoğrafı gördükten sonra ağzınızın açık kalacağı ve "Alain Delon bu çocuğun yanında ayı yogi gibi kalır" gibi sözler söyleyerek haklı olarak şaşkınlığınızı ve hayranlığınızı belirteceğiniz aşikardır.
Yakışıklılığı okul sınırlarını çoktan aşma, diğer okulları zorlayan Tunç, yakışıklılığını ve sevimliliğini en iyi şekilde kullanma özelliğine sahiptir. Yakışıklılığı yanında efendiliği, dürüstlüğü, bulunmaz arkadaşlığı ile tanıyıp tanıyabileceğiniz en kusursuz insanlardan biridir Tunç. Çok girişken olan arkadaşımız, arkadaş kazanmakta hiç zorluk çekmez; çevresi olağanüstü boyutlardadır.
Derslerin çok önemli bir bölümünde sıra arkadaşı Uğur ile tozu dumana katan Tunç, buna karşın öğretmenlerimizin gözünde apayrı bir yere sahiptir. Derslerde yaptığı esprilerle hepimizin neşe kaynağı olan arkadaşımız derslerinde gösterdiği başarıyı sosyal faaliyetlerde de göstermektedir.
Yapılan "Hadi asalım" tekliflerini hiç bir zaman reddetmeyen Tunç, iddialı okey müsabakalarının paylaşılmayan elemanıdır. Okeydeki ustalığı ve bilardodaki şansı sayesinde sabah girdiği kahveden, akşam cebinde hiç bir eksiklik hissetmeden çıkabilen nadir arkadaşlarımızdan biridir.
Çok sportif olan Tunç, okul futbol takımına iki sene hizmet vermiş, okul takımının başarısızlıklarına büyük katkılarda bulunmuş ve takımın dağılmasından sonra da topu daha küçük bir spor dalı olan tenise gönül vermiştir.
Bir yıllık bir çalışmadan sonra Ankara Tenis Klübünün takımına girmeyi başarmış, çalışmalarını daha da ilerleterek Boris Becker'in Ankara şubesini açmayı başararak, Wimbledon'a katılabilmek üzere antremanlarını sıklaştırmıştır.
Okulumuzun nadide gruplarından olan Grup Anonim'in bas gitaristsiz olmasını fırsat bilen Tunç, bu grubun bas gitaristliğine kadar yükselmeyi başarmış ancak daha sonra bu işi devam ettirememiştir. Bu arada ilgilenenler için belirtelim: Tunç yazları Burhaniye ve Didim'e gider.
Esprileri ve el şakalarıyla da tanınan Tunç'un en çok hoşlandığı şeylerden biri de tenefüslerde acı kuvvetini göstermektir. Bu nedenle zavallı Alper'in omuzlarını çürütmüştür. Olaylar karşısında getirdiği çabuk çözümler ve her anki uyanık hali ona "Cin" lakabını takmamıza neden olmuştur.
Tunç'un en büyük başarılarından biri dosya açtırdıktan sonra on gün içinde ehliyet alıp, şehir trafiğine çıkmasıdır. Ancak sık sık kendisini Pilot hissettiğinden arabasına binmek cesaret işidir. Hızlı gittiğini ancak tekerler yerden bir karış havalanınca anlar. Bunlara karşın sürücülük dersleri verdiği öğrencileri hiç zorlanmadan ehliyet almışlardır. (Kulakların çınlasın Uğur) Seneye Tıp Fakültesinde öğrenci olmayı düşünen Tunç koyu bir G.S. taraftarıdır ve F.B.'li arkadaşı Uğur ile yaptığı medeni tartışmalar her zaman ilgi çekici olmuştur (!)
Hayatımızın en güzel anlarını geçirdiğimiz bu lise yıllarında senin gibi mükemmel bir arkadaşı, bulunmaz bir şahsiyeti tanıdığımız için gurur duyuyoruz. Güle güle doktor adayı. Bizleri unutma!