6-MAT-A · NO. 683

Bora Kerimoğlu

Sınıfın kapıya en yakın sıralarında oturan dört kafadardan üçüncüsüdür. Hem bu dörtlünün, hem de sınıfın kapıya en yakın adamı olma özeliğini bütün sene boyunca elinde tutmuştur. Kapıya yakın olması onun dersler bittiği zaman okuldan çabucak kurtulmak istediği fikrini akla getirse bile diğer üç arkadaşı ile birlikte sınıfı en geç terkedenlerden birisidir. Tüm lise hayatı boyunca sabahları öğretmenden önce sınıfa girdiği görülmemiştir. Zilin çalmasından beş on dakika sonra Bora'nın içeriye girmesi ve tahtadaki numarasını silmesi artık olağan bir görüntü haline gelmiştir. Gün boyunca yaptığı ufak tefek anlamsız hareketlerin dışında, Bora mantıklı bir çocuktur. Gerçekten de biraz dikkat edildiği zaman her işinde bir bilimsellik ve akla uygunluk olduğu hemen göze çarpar.

İçindeki büyük fizik akışını günlük hayatta sık sık açığa vurmak en büyük zevklerinden biridir. Yerçekimi kanunlarını arkadaşlarının çantalarını ve defterlerini sıradan aşağı atarak, etki tepki prensibini ise kafalarına vurarak ispatlamak Bora'ya tarifi imkansız bir zevk verir. Bir diğer zevki de, kızdığı zaman sıranın üstünde kendisinin olmayan defter, kağıt ne bulursa karıştırmasıdır. Arkadaşımız bütün bunları yaptıktan sonra, özellikle Baler'in "Oğlum, bu saçma sapan hareketlerden amacın ne?" şeklinde sorduğu soruları karşılıksız bırakıp, içindeki büyük rahatlama ve huzuru ortaya koyacak şekilde sırıtmakla yetinir. Bu arada kendisine yönelen kızgın bakışlardan kurtulmak için kaçacak delik arar. Bora'nın hayat felsefesi için; göze göz, dişe diştir diyebiliriz. Kendisine karşı yapılan bir harekete ya da söylenen bir söze karşılık vermezse adeta acılar içinde kıvranır. Böyle durumlarda ne kadar kötü bir davranışta bulunduklarını aynı şekilde karşılık vererek anlatır. Onun hep haklının yanında olma ve haklıya arka çıkma merakında olması başını bazen derde sokmuşsa da bunlardan sıyrılmasını bilmiştir. Sınıfdaki kavgaların aranılan adamıdır. Ne zaman birinin tartaklandığını görse, koşar bir iki de kendisi vurur. Bunu yaparken yüzünün aldığı ifade görülmeğe değerdir. Başarılı ders ve futbol hayatını birbirine paralel olarak sürdüren Bora, tüm okul ve futbol hayatını ikmalsız tamamlamıştır. Aynı zamanda, dershane imtihanlarında yaptığı ataklarla hiç de boş olmadığını göstermiştir. Böyle zamanlarda haklı olarak grubun medarı iftiharı olmuştur. Müzikle uzak yakın hiç bir ilgisi olmamasına karşın seçmeli dersinin müzik olması şaşırtıcıdır. Ders esnasında hiçbir konuşmayı kaçırmaz, kulaklarını dikerek hazır bekler ve öğretmenlerimizin de dikkatini çeken o kocaman sesiyle her olaya anında müdahale eder. Bora'nın sesi sınıf hudutlarını aşıp yan sınıflara bile ulaşır. Bu yüzden, sevimli hayalet "Casper" dan sonra sevimli insan "Whisper" olarak anılmaya başlamıştır. Dersane çıkışlarını en iyi biçimde değerlendirmek en büyük arzusudur. Özellikle bilgisayar oyunlarına ilgisi fazladır. Halbuki arkadaşımızın üniversite seçiminde tek istemediği bölüm bilgisayar bölümüdür. Bora'nın emeli ODTÜ Elektrik Fakültesi'ne girmektir. Fakat orası olmazsa, ODTÜ olsun da hangi bölüm olursa olsun mantığına sahiptir. Bu birkaç satırın değil satırların kafi gelmeyeceği sevimli arkadaşımıza hayatı boyunca mutluluklar diler, belki de yaşamının en zevkli ve en renkli yılları olarak kalacak lise yıllarını unutmamasını temenni ederiz.

Bora Kerimoğlu sayfasının taranmış hali