Mete Çakmakçı
Yukarıda resmini gördüğünüz şirin şey, 1968 yılının bir Nisan günü bu fani dünyaya gözlerini açtı. Ancak kısa bir süre sonra tekrar gözden kayboldu. Uzun araştırmalar sonunda bazı ihbarları ve mutfaktan gelen gürültüleri değerlendiren babası, Mete'yi pastayı yutarken bulmuştu. Dehşet içindeki babasına "Yolumu kaybettim de...." diyerek, ilk ve son yalanını söyleyen Mete, yaşamının ilk saatlerinde aldığı kiloları, hala büyük bir inat ve beceriyle korumaktadır. Bu olaydan yedi yıl sonra normal çocukların aksine, büyük bir şevk ve istekle ilkokula başlayan Mete daha ilk günden tüm ödevlerini yapmış ve çarpım tablosunu ezberlemiştir. Öğretmeninin bu gözyaşartıcı olay karşısında zevkten bayıldığı, sınıf arkadaşlarınca rivayet edilmektedir.
Çalışkanlığı ortaokul ve lisede de devam etmiş, sınıf birinciliğinde hep iddialı olmuştur. "İnekliği" ve muhteşem vücut hatları sayesinde arkadaşlarının devamlı şakalarına maruz kalmıştır. Bu şakalar sert kasları (!) sayesinde atlatmayı başarmıştır. Bu arada olan, zavalllı arkadaşlarına olmuş, sağ kalanlar, kurbanların parçalarını toplamak zorunda kalmışlardır.
Mete o kadar devamlıdır ki, adı yoklama listesinden silinip, demirbaş listesine yazılmıştır. Sınıfta sıraların ve tahtanın olmaması, hocalar için yadırganacak birşey değildir. Ancak Mete'nin bulunmaması hepsini hayret ve şaşkınlığa sevkeder. Mete okul ortamından, evinden 50 m uzağına bile ayrılmaz. Videosunda seyrettiği filimleri biz
milyarlarca kez anlatmaktan büyük haz duyar. Zamanının büyük bir bölümünü "Queen" kasetlerini dinlemekle geçirir. Ferdi Mercuru.nin soy ağacını ezbere bildiği söylenmektedir. Akşamları sakinleşmek için kanlı sütünü yudumlayıp
"Queen" dinlerken babasının eve getirdiği yabancı dergileri okur. Bu dergileri son satırına kadar inceler, çünkü o akşamın bir de yarını vardır. Ertesi gün okuduklarını aktarmak için zevk ve heyecanla sınıfa dalar. Hangi ülkenin uçağının hangi bombayı taşıdığını bilmesi arkadaşlarını, daima şaşkına çevirmiştir. Her senenin son Perşembesi okulu asması, onun Nato toplantılarına katıldığı hakkındaki söylentilerin çıkmasına sebep olmuştur. Bu arada Mete'nin dünya ekonomik ve siyasi politikası üzerine dahiane fikirlerini bugüne kadar sınıf arkadaşları arasından anlayan çıkmamıştır.
Mete'nin spor anlayışı da bambaşkadır. Futbol oynarken bakışlarının değişmesinden o korkunç anın geldiği anlaşılır. "Rugby" diye homurdanıp, derin derin soluyarak topa koşarken, gözlerinden vahşi kıvılcımlar çıkar. Biz omuz darbeleri ile yere serdiği zavalhıları alıp kaçarken o topu kapmıştır bile.
Yerleri sarsarak bir kaleden öbürüne koşar, kendi çapında eğlenir. Zaten Mete'nin rugby konusunda tek şikayeti okul ve yurt çapında rakipsiz oluşudur. İnsancıl sporlardan futbol ve basketbol hakkında bıktırıcı görüşlere sahiptir.
Aslında görüldüğü kadar aptal değildir ve büyük bir bilgi potansiyeline sahiptir.
Bu bilgi ve yeteneğini derslerde gösterdiği gibi arkadaş seçiminde de büyük bir başarıyla sergiler. Bunun en güzel örneği de arkadaş olarak bizi seçmiş olmasıdır. (Fakat bu yazıyı okuyunca ne kadar hatalı olduğunu anlayacaktır)
Seni gelecekte 101. Türk büyüğü olarak görmek en büyük dileğimizdir. Başarı dilemeğe hiç gerek duymuyoruz sen başarını yaratacak niteliktesin zaten. Onun için sadece mutluluk, sağlık ve esenlik dolu günler diliyoruz.