Ufuk Şentürk
Ufuk denince akla; ileri doğru bakıldığında görülen, veya görüş alanı gibi şeyler gelir. Oysa 6 - E'nin Ufuk'una bakarsanız, önce sarı saçlar, sonra da haşmetli bir vücut görürsünüz.
Ufuk, Türkçe'yi ana dili gibi konuşabilir. Bunun yanında İngilizce bilmesi ve adını söyleyecek kadar Fransızca'dan anlaması onu bambaşka bir insan yapmıştır. Reuter ajansından alınan son bilgilere göre Ufuk'un kuş dili bildiği de ortaya çıkmıştır. Ona yapılabilecek en kötü şey, F.B'nin son haftalardaki gidişini hatırlatmak olacaktır. Bu gibi zamanlarda her ne kadar inkar etse de yemeden içmeden kesildiği, ve 5 - 10 gr verdiği gözlenmiştir. Sırasını F.B.'nin ideal 11'i ile donattığı yetmediği gibi 14 dersin kitap ve defterine de takımı yerleştirmiştir. Tezahürattan vakit buldukça yeni tezahürat şekilleri arar. Bu çabalarıyla klübün fahri başkanlığına getirilmiştir. Ayrıca (Malatya'lı olsun olmasın herkesin "heşmerim" diye hitap ettiği) O'nun bir Malatyaspor taraftarı olduğunu da hatırlatmakta yarar vardır.
Aynı zamanda iyi bir öğrenci olan Ufuk 1 kere din dersinden yazın okula misafir olmuş, öğretmenlerin parmakla gösterdiği (öğretmenler zaten ya parmakla gösterir ya da adını ve numarasını söylerler) öğrencilerden biri olma durumuna gelmiştir.
Kıymalı, yumurtalı, köfteli, salamlı, sosisli ve aile boyu, sandaviçleri de unutulacak gibi değildir. Zaten formunu da bu şekilde korumaktadır. Ancak bu yemekleri alıp gizlice yemek genelde kemseye nasip olmamıştır. Çünkü bunlar sıkı güvenlik tedbirleri altında Ufuk'un çantasında bilinmeyen bir şifreyle saklanmaktadır. Bu çantanın şifresini bulmaya çalışmak da sınıfın özel bir uğraşısı haline gelmiştir. Hatta çanta - olur da açılırsa şifre gizlice değiştirilir ve sonra Ufuk'un başarılı karakter oyunculuğuna şahit olunur.
Arkadaşlarına olan sevgisini onları hafif (?!) yumruklarıyla okşayarak göstermeyi tercih etmiş yol açtığı çürükler pek çoğunu çileden çıkarmıştır. Zaman zaman karşılık vermek isteyenler çıktıysa da bu kendi ellerini ağrıtmaktan başka bir işe yaramamıştır.
Yıllardır ısrarla aynı sırayı paylaştığı Tolga ile girdiği "futbol - basketbol" tartışmaları okulumuzun basketteki altın ismi Tolga'yı delirtmekten öte, dinleyenleri de sinir buhranlarına sokmuştur. Arasıra işi daha da ileri götürüp, Tolga'yla giriştiği güreş seansları da sınıfımızın eylencesi olmuştur. Bu güreşler sırasında alt kattaki sınıflardan "bina yıkılıyor" çığlıklarının duyulmasına da şaşmamak gerekir.
Bu iri kemikli, sert etli, bol yağlı, sarı saçlı, sarı gözlü, pembe yüzlü ve ince ruhlu "Heşmerimiz" Ufuk'a gelecekte başarı, mutluluk ve bol kalorili yemekler dileriz.