Hülya Aksoy
Günlerden Pazartesi ve coğrafya hocamız yoklama yapmakta
-- 1691 Hülya
— Yoook
— Bu arkadaşınız hasta mı yoksa kaç haftadır bizzat mı gelmiyor?
— Valla bilemiycez hocam, ama galiba hasta.
Hemen her pazartesi (daha doğrusu coğrafya olduğu günler) bu mizansene karşı karşıya kalmaktayız. Aslında bu kesinlikle Hülya'nın suçu değildir. Coğrafya hocamızın, coğrafyasının zayıf olduğu gerçeğini şırrak diye yüzüne vururcasına onu her ders sözlüye kaldırmaktaki ısrarı onu bu yola itmiştir. Her ne kadar Hülya bu durumdan hoşnut değilse de, bizim de bu haksızlık karşısında memnun olmadığımız söylenemez. Sınıfça dileğimiz bu kovalamacanın artık bir son bulmasıdır.
Anadolu camiasına orta üçteyken Amerika dolaylarından gelen arkadaşımız kelimelere getirdiği değişik yorumlarıyla bizi gülmekten kırmış geçirmiştir.
Yakında reklamcıların büyük bir kampanyasıyla Nestle'ye rakip olarak iç piyasaya sunulacak sevgili çikolatamız, tombik yanaklarıyla dikkati çeker. Yanakları ten rengiyle bütünleşince eti puf sıfatını, milli yanak güzelimiz Şebnem'den daha çok Hülya arkadaşımızın espri anlama yeteneği üstündür. Komik olmasa bile espri yapıldıktan çok sonra gülmesi arkadaşlarını sinir krizlerine sokar.
Çok iyi bir dert ortağı olan arkadaşımız dostluk kurmakta oldukça hızlıdır, ama tek sorunu bazılarıyla arasında iletişimin olmamasıdır. Arkadaşlarından derslerde ayrı kalmasının verdiği üzüntüyle harıl harıl mektup yazarak bu açığı kapatmaktadır.
Ona tam dört yıl dayanabilen arkadaşı Nilgün'le tek anlaşamadıkları konu ise yemektir. Ete olan düşkünlüğüyle bilinen arkadaşımız nedense bu konuda Nilgün'le anlaşamamaktadır.
Basketbola olan ilgisi bu yıl o kadar artmıştır ki sadece bir adet top almakla kalmayıp, odasına da bir pota yaptırmış ve bu spor dalına topışa geçmiştir. Bunun nedeni ise çevresi tarafından halen merak edilmektedir.
Hülya Sühan'ın önünde oturma şanssızlığına sahip yegane kişilerden biridir. Sühan'ın sıradan taşar bacakları yüzünden birkaç kez zor duruma düşmüş ama nasılsa kurtulmayı başarmıştır.
At kuyruğu yapıp karışık bir topak halinde arkada topladığı saçları ilk günlerde Demir ve Cenk için eşi bulunmaz bir oyuncak olmuş ve bu ikili en sonunda derslere renk katma yolunda Hülya'nın hizmetlerini düşünerek bir daha saçına kalem atmayacaklarına söz vermişlerdir.
"Poaçri" çalışırken "tuâlete" girersem "Aykabımı" bağlarken saçımı örersem Çukulata rengi bir "akrâbamdan" dönersem İnan ban hep seni hatırlayacağız.
