6-TAB-F · NO. 1212

Zafer İşcan

Eğer şu son 5 senedir E şubesine uğradıysanız ortada önden ikinci sırada, orta boylu, birilerine matematik, kimya anlatan genci mutlaka görmüşsünüzdür. İşte o kesinlikle Zafer değildir. Aksine Zafer pencere kenarında arka sıraları parsellemiş, uzunca boylu, iri, emektar arkadaşı Berk'in sandviçlerini çevredekilere ikram edip yiyerek tadına varan zattır. Bu sene Tab-F'ye transfer ettiğimiz Zaf esprileri ile en ciddi bilinen hocaları bile çileden çıkartırken arkadaşlarının sempatisini kazanmıştır. (!)

Her sabah 8:29 civarı sınıftan içeri dalıp taksi de öğrendiği yeni bir türküyü yanık yanık söylemesi ile kafaların biyoloji kitaplarından gözyaşları içinde kalkmasına neden olur. Maçlarda şimşekten hızlı çakan, 3 çitadan hızlı koştuğu söylenen okul takımımızın asi saçlı basketbolcusu oturur oturmaz "Ah dünkü maçta beni görecektin" yahut "Hay bin kunduz dün bir clay oldu" diyerek lafa başlar ve yeter çalışıyoruz seslerine aldırmadan devam eder. Koyu cimbomlu olan Zaf ders aralarını kafilelerle kantinde muhabbetle geçirir. Tost, gofret, ve benzeri maddelerle beslenir. Kas olduğunu iddia ettiği fazladan bir yağ dokusuna sahip olmasına rağmen istatistiklere göre ilgi çeken bir ajandır. Yeşil alıcı gözlerinin yanında günboyu bitmek bilmeyen enerjisi de onun hayran olunacak yanlarındandır. Okulun örnek sınıfında portakal savaşlarını başlatmış ve bu alanda rakip tanımamıştır. Bu arada onun müthiş portakal rezervinden söz etmeden geçilmez, uzun süre evinde portakal yetiştirdiğini düşünmüştük. Yanyana oturan iki kıza "üf anam ortadakine bak" veya matematik kursunda "Ben bu soruyu sol elim arkada çözerim" gibi esprilerin gerçek yaratıcısı odur. Derslerdede "gen nedir?" gibi sorulara "Üçgendeki mi hocam?" diyerek soruyla verdiği karşılıklarla "Asit-bazlarla kumarbazlar arasında fark varmıdır?" gibi güzel sorularla 6-F'nin batıdaki bireylerinin kristalleşip inaktif duruma geçmesine neden olur. Sınıfın yaramaz çocuğnun aklına hiçbir muzırlık gelmezse ortalığı "Oba, çalmış mı,.. ne çalmış?" "Paardoon ajan bu iş ne iş satış var" seslerine boğar. Tüm dezavantajlarına rağmen iyi bir öğrencidir. "Vallahi birşey bilmiyorum" diye girdiği imtihanlardan aldığı notlarla teşekküre geçmesi bize nasıl çalışmadığını anlatır.

Her müziğin iyisine şapka çıkartan Zaf, Jethro Tull, Rush, Rainbow, Yes, Deep Purple, King Grmson, Pink Floyd, Led Zeeplin, Renaissence gibi grupları dinlediğini söylese de favori şarkısı gubarah gubarahtır. Bu arada bir seneyi geçkin bir süredir eline verilen ehliyet diye bir cisimle T.C. karayollarını şereflendirmiştir.

Zafisomonti triasundan olan bu basketbolcu arkadaşımız ortaokul'da takımımızın Türkiye Şampiyonluğuna parmak basmıştır. Bu senede imzasını atacağı sanılmaktadır. Şampiyonluk anılarını isteklilere (!) hiç sıkılmadan anlatıp daha sonra bunları bir kitapta toplamayı düşünmektedir.

Tüm güzelliklere olan düşkünlüğü, hertürlü kağıt oyunlarındaki becerisi, olanca sempatikliği ile Zafer, nam-ı diğer Zaf ne halt ederse etsin kolay kolay akıllardan silinmeyecektir. Her çevreye rahatça adaptasyon gösteren ve her yerde sevilen Zaf'ın başarılı bir doktor olacağına inancımız tam. Şimdiden hastalarına sabır, kendisine de hep güleceği mutlu bir yaşam dileğiyle.

Zafer İşcan sayfasının taranmış hali